Prostat büyümesi yaşayan her erkek hekime başvurmuyor

 

 

Prostat hastalıkları Türkiye’de ve dünyada milyonlarca erkeği olumsuz etkiliyor. 15 Eylül Dünya Prostat Günü dolayısıyla prostat hastalıklarına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı ve Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cemil Uygur prostat büyümesi ve prostat kanserinin erken dönemde herhangi bir belirti vermediğini vurguluyor.

Dünyada her 7 erkekten 1’inin, Türkiye’de ise her 12 erkekten birinin prostat kanserine yakalandığını belirten Prof. Dr. Cemil Uygur ”Prostat kanseri, kansere bağlı ölümler sıralamasında ve erkeklerde en sık görülen kanserler arasında deri kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor. Prostat kanseri günümüzde erkek toplumunu etkileyen önemli sağlık problemlerinden biri. Bu hastalık erkeklerde görülen ve kansere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 9 nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Zamanla kanserli dokunun büyümesi ve prostat içerisinden geçen idrar kanalına bası oluşturması sonucu idrar yapma ile ilgili problemlere yol açabiliyor. Prostat kanserine ek olarak orta yaş üstü erkeklerin günlük hayatını zorlaştıran prostat bezi büyümesi de sık idrar sıkıştırması ve idrarı tam olarak boşaltamama olarak belirti veriyor” açıklamasında bulundu.

Prostat bezi büyümesi kanda testosteron hormonu bulunduğu sürece artıyor

Ergenlik döneminde vücutta artan erkeklik hormonunun etkisiyle birlikte prostat bezinin büyümesinin de hızlandığının altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı ve Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cemil Uygur “Kanda testosteron hormonu bulunduğu sürece prostat büyümeye devam ediyor. Bu durum ancak erkeğin herhangi bir nedenle yumurtalarını kaybetmesi halinde sona erer. Prostat bezi, bir balonu andıran idrar torbasının ağzını yumruk gibi saran bir organ. Ergenliğin tamamlandığı 18-20 yaşlarında 12-15 gram, yaş ilerledikçe de 60-100 gram arasında olabiliyor. Nadiren 200 grama ulaştığı durumlar da görülebiliyor. Ancak prostatı büyüyen her erkek hekime başvurmuyor. Çünkü erkeklerin vücut yapısına ve kanında dolaşan erkeklik hormonunun dengesine bağlı olarak kendilerine has bir prostat yapısı bulunuyor. Burada prostatın büyüklüğü değil, idrar torbasını bir yumruk gibi sararken torbanın ağzını sıkıp sıkmadığı önem taşıyor. Eğer çok sıkarsa idrarı boşaltmakta zorlanma yaşanıyor” şeklinde konuştu.

Önce kanser varlığı araştırılmalı

Prostattaki büyümenin 40’lı yaşlardan sonra dikkat çektiğini ve şikayetlerin bu dönemde arttığını söyleyen Prof. Dr. Cemil Uygur “Hastalar çoğunlukla idrar akımının zayıflaması, sık sık tuvalete gitme isteği, tuvalette tam boşaltım yapamama, gece idrar sıkıştırmasıyla uykudan uyanma şikayetleriyle hekime başvuruyor. Hangi nedenle olursa olsun üroloji polikliniğine başvuran 40 yaşın üzerindeki kişilerin muayenesinde ilk olarak, hastanın prostat kanseri olup olmadığı araştırılıyor. Çünkü kendine has belirtisi bulunmayan prostat kanseri yalnızca ileri evrede, idrar yolunda sıkışmaya neden olabiliyor. Kansere yönelik taramalar; elle muayene ile prostat kontrolü ve kanda PSA incelemesinden oluşuyor. PSA’nın görevi tamamen meniye karışmak olsa da 40’lı yaşlardan sonra kana karışan kısmı artmaya başlıyor. Bu da prostatın büyümesine, iltihaplanmasına, ileri yaşa ya da kabukta kanserli doku bulunmasına bağlı olarak kana karışmasına yol açabiliyor. Eğer bu incelemelerin sonucunda bir risk olduğu düşünülürse, prostat biyopsisi alınarak araştırma tamamlanıyor. Kanser olasılığı ortadan kalktıktan sonra ise hastanın idrarla ilgili şikayetlerinin ne sıklıkta ve şiddette olduğu değerlendiriliyor” dedi.

İdrar yaparken ağrı veya yanma hissine dikkat

Prostat kanserinin erken dönemde herhangi bir belirti vermediğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı ve Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cemil Uygur “Genel olarak geç dönemde ortaya çıkan şikayetler idrar sıklığında artış, idrar akımında zayıflama, idrar yapamama hali, kesik kesik idrar yapma, idrar yaparken ağrı/yanma hissi ve idrarda kan görülmesi şeklinde olabilir. Hastalığın prostat dışında kemiklere de yayılmış olması durumunda kemik ağrıları, özellikle de sırt bölgesinde, kalça, bacaklar ve kaburgalarda ortaya çıkabilir” açıklamasında bulundu.

Klasik biyopside yüzde 70-75 tanı konarken, robot destekli MR-TRUS Füzyon biyopsisiyle bu oran yüzde 95’in üzerinde

Klasik biyopsi yönteminde, Trans Rektal Ultrason eşliğinde standart bölgelerden biyopsi örneklerinin alındığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı ve Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cemil Uygur “Gelişmiş MR görüntülerini gerçek zamanlı ultrason görüntüleri ile birleştiren MR-TRUS Füzyon yöntemi ise, prostatın üç boyutlu haritasını çıkararak robot yardımıyla biyopsi iğnesini doğrudan kanser şüphesi olan odaklara yönlendiriyor. Muayenesi normal, PSA’sı yüksek hastalarda kanser oranı yüzde 25-30. Klasik biyopsi, var olan kanserlerin yüzde 70-75’ine tanı koyabilmekte. Biyopside alınan parça sayısına bağlı olarak enfeksiyon ve septik komplikasyon riski koruyucu önlemlere rağmen yüksektir. MR-TRUS Füzyon biyopsisiyle ise tanı oranı yüzde 95’in üzerine çıkıyor. Ayrıca MR-TRUS Füzyon biyopsisi hedefe yönelik yapıldığı için alınan parça sayısı az olacağından enfektif komplikasyon olasılığı daha azdır. MR-TRUS Füzyon biyopsisi sayesinde özellikle PSA yüksekliği devam eden ve tekrarlayan prostat biyopsilerinde tümör saptanmayan hastalarda klinik açıdan önemli kanserlerin yakalanma oranı yükseliyor” şeklinde konuştu.

4 önemli bilgi

ABD'de yeni tanı konulan tüm kanserlerin % 8’i prostat kanseridir. Erkeklerde  yeni tanı konulan her 100 kanserin 15’i prostat kanseridir. Türkiye'de erkeklerde en sık görülen 2. kanser prostat kanseridir. Prostat kanseri, kansere bağlı ölümlerde akciğer ve kolorektal kanserlerden sonra üçüncü sırada yer alır. Erkeklerde kansere bağlı ölümlerin yüzde 5'i prostat kanserindendir. Her 39 erkekten biri prostat kanserinden ölür. 50 yaş üstündeki erkekler, daha sık idrara çıkanlar, idrar debisi azalanlar, sertleşme sorunu çekenler, idrar veya semende kan görenler prostat kanseri riski altındadır.