Ziller kimin için çalıyor?

Bu yıl ilk ve orta dereceli okullar 12 Eylül’de açılıyor. Anaokulu ve birinci sınıflar da bir hafta önceden uyum eğitimi için başlamış olacak. Hem yeni başlayacak hem de tatil dönüşü okula uyum sağlayacak çocuklarımızı ve aileleri neler bekliyor?

 

Öncelikle, umarım çocuklar yeterince sokakta oynayabilmiş, ekranlarla daha az ilgilenmiş ve istedikleri gibi dinlenmiştir. 
Anaokuluna ve anaokuluna gitmeden birinci sınıfa başlayacak olan, yani ilk defa okul ortamı görecek olan çocuklar konusunda dikkatli olmalıyız. İlk günler, mümkünse ebeveynlerden biri çocuğu bırakıp alabilirse iyi olur. Sonraki zamanlarda servisle ya da okul yakınsa yürüyerek gidecektir. Ama bu durumda da, karşıdan karşıya geçmesi gerekiyorsa, özellikle de evden çok çıkmamış bir çocuğunuz varsa (Son yıllarda çocukların çoğu yazık ki bu durumda.) onunla bir süre gidip göz kulak olmanız ve karşıdan karşıya geçmeyi iyice öğrendiğinden emin olmanız iyi olur. 


Kışın karanlıkta gitmesi gereken bir okulu olacaksa, bu konuda da dikkatli olmak, gerekli tedbirleri almak iyi olur: Kendiniz okula bırakabilir, servisle gönderebilir ya da okul yakınsa bile birkaç arkadaş birlikte gitmelerini sağlayabilirsiniz. Çünkü karşıdan karşıya geçerken araçları göremeyebilir ya da karanlık bir ortam, tek başına bir çocuk için güvenli olmayabilir.
İlk ya da tek çocuk; anneye fazla bağımlı ya da sizin ebeveynlerinizin el bebek gül bebek, her istediğini yaparak büyüttüğü bir çocuk okula gitmek istemeyebilir. Hatta ağlayıp sizden ayrılmak istemeyebilir, okula gitmemek için hasta olduğunu söyleyebilir. 


Bu şekilde çocuk yetiştirme başlı başına bir sorun ve başka bir yazının konusu olabilir ama, bu durumda ne yapmalısınız? Öncelikle çocuğun okula gitmek istememe sebebini iyi sorgulamalı, öğretmenine, gerekirse diğer velilere sormalısınız; teşhis olmadan tedavi olmaz. Anlaşamadığı, hatta akran zorbalığına maruz kaldığı arkadaşları olabilir, öğretmenine alışamamış, onun tavırlarını yadırgıyor olabilir, çok azalmakla birlikte halen yazık ki görülebilen öğretmenin şiddet içeren tavırlarına maruz kalabilir. Zaten akran ya da öğretmen tarafından uygulanan sözel ya da fiziksel şiddet, gene akran zorbalığı; çocuğunuzla oynamama, gruptan dışlama, lakap takma, herhangi bir özelliğiyle alay etme durumlarında okul fobisi de gelişebilir. Gerçi okul fobisi ailenin her istediğini yaparak büyüttüğü ve evin rahat ortamından ayrılıp, kuralların olduğu ve tek ilgi odağının kendisi olamadığı çocuklarda da görülebilir. Okul fobisi, çocuğunuzun okula gitmesi söz konusu olduğunda fiziksel bir rahatsızlığının ya da kaygı belirtilerinin ortaya çıkmasıyla anlaşılabilir: Baş ağrısı, karın ağrısı, kusma, baş dönmesi, terleme gibi.
O gün, okula gitmemesine izin verdiğinizde de bir süre sonra bu belirtiler geçecektir. Tabii ki bu tür fiziksel belirtiler olduğu zaman, önce bir doktora gitmeli ve bunun bir hastalık belirtisi olup olmadığını bilmelisiniz.


Anaokulu ve birinci sınıf öğrencilerinde uyum süreci çok sancılıysa; çocuğunuz saatlerce ağlıyor, arkadaşlarla oynamıyor, öğretmene alışamıyorsa anne bir süre yanında, sınıfta bile durabilir, daha sonra kapının önünde durup kaygısını yenmesi ve okul ve arkadaşlara uyum sağlaması beklenebilir.


Okul fobisi geliştiyse, öğretmen, rehber öğretmen ve ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerden destek istenebilir. Sorun tespit edilip ona yönelik çözümler üretilmeye çalışılabilir.


Peki, zaten okula giden, ama tatil sonrası uyum sağlamakta zorlanan çocuklar? Lütfen şimdiden yatma-kalkma saatlerini düzenleme ve daha önce yapmadıysanız ekran kısıtlamasına gitmeye çalışın.


Birçok çocuk, sabah erken saatlerde kalkıp okula gitmek durumunda olacak, öğlenci olsa bile yetişmesi gereken ödevi, çalışılması gereken dersi olacak. Erken uyuyabilmesi için de, ortamda ses, ışık olmamasına, misal televizyonun sesinin çocuğun odasına kadar gitmemesine dikkat etmek, aslında bana kalırsa tüm aile aynı saatlerde, erkenden uyumak etkili olacaktır. Ekranlar (Telefon, tablet, bilgisayar, televizyon) anaokulu çocuklarında yarım saat, en fazla bir saat, daha büyük çocuklarda, 1+1 ara vererek iki saat kullanılabilir ve uykudan en az iki saat önce uzak durulabilir.


Ders çalışmaya uyum ilk zamanlar zor olabilir ama, sözel de olsa ödüllendirmek, bir “Aferin çocuğum!” demek bile, hiç ummadığınız kadar etkili olabilmektedir. Okula yeni başladığından itibaren, öğretmeninin öyle olmasını istediği durumlar dışında çocuğunuzla birlikte ders masasına oturmayın lütfen! Kendisi derslerine çalışsın, ödevlerini yapsın, siz sadece bittiğinde kontrol edin.


Yoksa, sizinle birlikte ders çalışmaya alışan çocuk, çok daha sonraki yıllarda bile sizsiz ders masasına oturmayacak, sizin de yapmanız gereken günlük işleriniz aksayacak ya da dinlenmeye zamanınız kalmayacaktır.


Günlük çalışma programı yapabilir, bunun için de rehber öğretmen ya da sınıf öğretmeninden yardım isteyebilirsiniz. Aksi takdirde ilerleyen zamanlarda çalışılması gereken konular birikecek, çocuk için içinden çıkılmaz hale gelebilecektir.


Kendisi zaten çalışan, programına uyan çocuğa, özellikle ergen çocuğunuza bunu sürekli hatırlatmayın, ders çalışmaya ara verdiğinde dersle ilgili imada bulunmayın ya da doğrudan ders çalışmasını söylemeyin. Kimse sürekli çalışamaz, dinlenmeden öğrenemez. Yeterince çalışıyor ve dersleri de iyi gidiyorsa, müdahale etmemeye çalışın.


Hem çocuklara hem de anne-babalara rahat, huzurlu, mutlu, tabii ki başarılı bir ders yılı diliyorum.