CHP’li Kış: “Bu kriz 28 Ağustos’ta başlamadı”
CHP’li Kış: “Bu kriz 28 Ağustos’ta başlamadı”
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, fon krizi için Mehmet Şimşek’e üç ayrı soru önergesi verdi. Kış, “Kim göz yumdu, kim hesap verecek, vatandaşın zararını kim karşılayacak?” sorularını yöneltti. Kış, “Bu dosyanın üzeri ‘geçici ve yönetilebilir’ denilerek kapatılamaz. Yüz binlerce vatandaşın alın teri, tasarrufu ve geleceği söz konusu. Kim görevini yapmadıysa ortaya çıkarılmalı, kim sorumluysa hesabını vermeli; vatandaşın tek kuruşunun dahi kaybolmasına izin verilmemelidir” dedi.
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yatırım fonlarında patlak veren likidite krizi, manipülasyon iddiaları ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren tasfiye sürecini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi veren Kış; kamu otoritelerinin riski ne zaman öğrendiğini, neden aylarca etkili müdahalede bulunulmadığını, denetim mekanizmalarının neden işlemediğini ve yatırımcıların uğrayacağı zararın kim tarafından karşılanacağını sordu. Kış, Sermaye Piyasası Kurulunun kendi açıklamalarının dosyadaki en önemli gerçeği ortaya koyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Ortada ‘kimsenin görmediği, bir gecede ortaya çıkan’ bir kriz yok. Sermaye Piyasası Kurulu kendi açıklamasıyla, olağandışı fiyat hareketlerinin 2025 yılının son çeyreğinde görüldüğünü söylüyor. Konu 2 Aralık 2025’te Sayın Mehmet Şimşek’in başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesinin önüne geliyor. 3 Aralık’ta çalışma grubu kuruluyor. Buna rağmen kapsamlı düzenleme 28 Ağustos 2026’da geliyor. Şimdi soruyoruz: Bu yaklaşık dokuz aylık sürede ne beklendi? Fonlar ne kadar büyüdü? Kaç vatandaş daha sisteme girdi? Kim neden müdahale etmedi?”
“SPK’NIN KENDİ AÇIKLAMASI: 2025’TE GÖRDÜK”
Sermaye Piyasası Kurulu, 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, 2025 yılının son çeyreğinde bazı fonların fiili dolaşım oranı düşük şirket paylarında “ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak” fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini açıkladı.
Kurul ayrıca konunun 2 Aralık 2025 tarihinde Mehmet Şimşek başkanlığında gerçekleştirilen Finansal İstikrar Komitesi toplantısında ele alındığını ve ertesi gün Sermaye Piyasası Kurulu bünyesinde çalışma grubu kurulduğunu bildirdi. Kapsamlı yatırım fonu düzenlemesi ise 28 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna açıklandı.
Kış, bu kronolojinin açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir denetim boşluğuna işaret ettiğini belirterek, “SPK riski gördüyse vatandaş neden görmedi? Bakanlık biliyorsa neden vatandaş uyarılmadı? Riskli yapı bilinirken fonlara yeni para ve yeni yatırımcı girişinin sürmesine neden izin verildi? Bu soruların cevabını Sayın Şimşek vermek zorundadır.” dedi.
“9 AYDA FONLARA KAÇ VATANDAŞ GİRDİ, KAÇ LİRA YATIRILDI?”
Kış’ın ilk soru önergesinin merkezinde, riskin kamu tarafından öğrenilmesi ile kapsamlı düzenlemenin yürürlüğe girmesi arasında geçen süre yer aldı.
Kış, Bakan Şimşek’e 2 Aralık 2025 ile 28 Ağustos 2026 tarihleri arasında riskli olduğu değerlendirilen fonların toplam büyüklüğünün ne kadar arttığını, bu fonlara kaç yeni yatırımcının girdiğini ve ne kadar yeni para yatırıldığını sordu.
Gülcan Kış, “Eğer kamu otoritesi Aralık 2025’te tehlikeyi biliyorsa, ondan sonra sisteme giren vatandaş açısından çok daha ağır bir sorumluluk tartışması vardır. Vatandaş devletin denetimine güvenerek yatırım yapıyor. Devletin bildiği ancak vatandaşın bilmediği bir risk varsa bunun hesabı mutlaka verilmelidir” ifadelerini kullandı.
İKİNCİ ÖNERGE: “DENETİM MEKANİZMASI NEDEN ÇALIŞMADI?”
Gülcan Kış ikinci önergesinde ise manipülasyon iddiaları ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğuna odaklandı.
Sermaye Piyasası Kurulunun son düzenlemelerin amaçlarından birini “fonlar üzerinden manipülasyon imkânının sınırlandırılması” olarak açıkladığına dikkat çeken Kış; Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Mali Suçları Araştırma Kurulunun olağandışı işlemleri ilk olarak hangi tarihte tespit ettiğinin açıklanmasını istedi.
Kış, özellikle fiili dolaşımı düşük bazı şirket paylarında fonların çok yüksek yoğunlaşmalara ulaşmasının denetim sistemlerinde nasıl fark edilmediğinin açıklanması gerektiğini belirtti.
“Şirketlerin ekonomik gerçekliğiyle açıklanamayacak fiyat hareketlerinden söz eden ben değilim; bunu Sermaye Piyasası Kurulunun kendisi söylüyor. Fonlar belirli hisselerde olağanüstü yoğunlaşıyor, fiyatlar şirketlerin temel finansal büyüklüklerinden kopuyor ve aylar sonra sistem kilitleniyor. O halde çok basit bir soru soruyoruz: Denetçi neredeydi?”
“BORSA İSTANBUL’UN SİSTEMLERİ NE ZAMAN ALARM VERDİ?”
Kış ayrıca Borsa İstanbul’un piyasa gözetim sistemlerinin söz konusu şirketlerdeki olağandışı fiyat ve işlem hareketleri için hangi tarihte alarm ürettiğini ve bu bilgilerin Sermaye Piyasası Kuruluna ne zaman aktarıldığını sordu.
Fonlar, portföy yönetim şirketleri, halka açık şirketler ve bunların ortakları arasında ilişkili taraf işlemlerinin bulunup bulunmadığının açıklanmasını isteyen Kış; banka kredileri, faktöring işlemleri ve diğer finansman yöntemleriyle sermaye piyasalarında pozisyon oluşturulup oluşturulmadığının da araştırılması gerektiğini belirtti.
Kış, Mali Suçları Araştırma Kuruluna yapılan şüpheli işlem bildirimlerinin sayısını da Bakan Şimşek’e sordu.
ÜÇÜNCÜ ÖNERGE DOĞRUDAN VATANDAŞA: “PARASI NE OLACAK?”
Kış’ın üçüncü soru önergesi ise tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların durumuna ayrıldı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 17 Eylül’de yaşanan sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarındaki kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını belirterek sorunu “geçici ve yönetilebilir” olarak nitelendirdi. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu, tasfiye için daha önce belirlenen üç aylık azami süreyi 20 Eylül tarihli kararla altı aya çıkardı.
Kış bu gelişmeye tepki göstererek:
“Vatandaşa ‘sorun yönetilebilir’ diyorsunuz ama üç gün önce üç ay dediğiniz tasfiye süresini bugün altı aya çıkarıyorsunuz. Vatandaşın yıllarca çalışarak biriktirdiği para söz konusu. İnsanlar parasını ne zaman alacağını, ne kadarını alacağını ve zarar edip etmeyeceğini bilmek istiyor. ‘Merak etmeyin’ demek yetmez; rakamları açıklayın.” dedi.
“VATANDAŞIN ZARARINI KİM KARŞILAYACAK?”
Kış, Bakan Şimşek’ten tasfiye kapsamındaki toplam fon sayısını, toplam portföy büyüklüğünü, bu fonlarda yatırımı bulunan gerçek kişi sayısını ve yatırımcıların toplam alacak tutarını açıklamasını istedi.
Katılma payını satmak istediği halde parasını zamanında alamayan kaç yatırımcı bulunduğunu da soran Kış, olası ana para kayıplarına dikkat çekti:
“Vatandaş fonunu satmak istiyor, parasına ulaşamıyor. Tasfiye süresi uzuyor. Portföydeki varlıklar satılırken değer kaybı yaşanma ihtimali bulunuyor. Bunun bedelini hiçbir kusuru olmayan vatandaş mı ödeyecek?”
Kış, tasfiye sonucunda yatırımcıların ana paralarında zarar meydana gelmesi halinde bu zararın portföy yönetim şirketlerinden, sorumlu yöneticilerden veya başka bir mekanizma üzerinden karşılanıp karşılanmayacağını da sordu.
“DEVLETİN BİLDİĞİ DÖNEMDE YATIRIM YAPAN VATANDAŞIN DURUMU AYRI İNCELENMELİ”
CHP’li Kış, özellikle 2025 yılının son çeyreğinden sonra fonlara giren yatırımcıların durumuna dikkat çekerek, kamu otoritelerinin riskten haberdar olduğu dönemde yatırım yapan vatandaşların olası zararlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kış: “Vatandaşın önünde Sermaye Piyasası Kurulunun bugün yaptığı açıklamalar yoktu. Vatandaş devletin denetlediği, yasal olarak faaliyet gösteren bir sisteme parasını yatırdı. Eğer devlet riskin farkındayken vatandaş bu konuda bilgilendirilmediyse, ortaya çıkacak zararın tamamını vatandaşa yüklemek kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
KIŞ: “BU KRİZ 28 AĞUSTOS’TA BAŞLAMADI”
Gülcan Kış, üç ayrı soru önergesiyle Bakan Şimşek’ten açık ve sayısal yanıt beklediklerini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kriz 28 Ağustos’ta başlamadı. Sermaye Piyasası Kurulunun kendi açıklamasına göre devlet 2025’in son çeyreğinde sorunu gördü. Mehmet Şimşek’in başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi 2 Aralık’ta konuyu görüştü. Buna rağmen aylar geçti, sistem büyüdü ve sonunda vatandaş parasına ulaşamaz hale geldi.
Şimdi üç sorunun cevabını istiyoruz:
Ne zaman öğrendiniz ve neden zamanında müdahale etmediniz?
Denetim mekanizması neden işlemedi ve sorumlular kim?
En önemlisi; vatandaşın parasını ve uğrayacağı zararı kim karşılayacak?
Bu dosyanın üzeri ‘geçici ve yönetilebilir’ denilerek kapatılamaz. Yüz binlerce vatandaşın alın teri, tasarrufu ve geleceği söz konusu. Kim görevini yapmadıysa ortaya çıkarılmalı, kim sorumluysa hesabını vermeli; vatandaşın tek kuruşunun dahi kaybolmasına izin verilmemelidir”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
