“İhtiyacımız şeffaf bir tarım politikası”

GÜNDEM 16.09.2026 - 14:10, Güncelleme: 16.09.2026 - 15:32 312 kez okundu.
 

“İhtiyacımız şeffaf bir tarım politikası”

YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, son yaş sebze ve meyve operasyonuyla yeniden gündeme gelen yüksek gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde, sorunun yalnızca aracıların üzerine yıkılamayacağını belirterek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi.
YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, tarladan sofraya uzanan zincirde haksız kazanç ve piyasa manipülasyonuna geçit verilmemesi gerektiğini belirterek, “AKP iktidarı, yıllardır uyguladığı yanlış tarım ve ekonomi politikalarının sonuçlarını yalnızca aracılara, marketlere veya fırsatçılara bağlayarak kendi sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Yıllardır bu aracılarla ilgili sorunu anlatıyorduk, çiftçi battıktan sonra iktidarın bu aklına geldi sanki. İktidarın sebep olduğu, üretici de tüketici de aynı ekonomik tablonun bedelini ödüyor. Türkiye'nin ihtiyacı; üretimi destekleyen, çiftçinin maliyetini düşüren, planlı üretimi sağlayan, ithalata bağımlılığı azaltan ve tarladan sofraya kadar fiyat oluşumunu şeffaflaştıran bir tarım politikasıdır. Kalıcı çözüm, üreticiyi desteklemekten, girdi maliyetlerini düşürmekten ve halkın alım gücünü artırmaktan geçiyor. Türkiye yeniden üreten bir ülke olmak zorunda. Bunun yolu da çiftçiyi üretimden koparan politikalarda ısrar etmek değil, üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım düzeni kurmaktır” şeklinde konuştu. “YANLIŞA DUR DENİLMELİ” YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, son yaş sebze ve meyve operasyonuyla yeniden gündeme gelen yüksek gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde, sorunun yalnızca aracıların üzerine yıkılamayacağını belirterek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. Tarladan sofraya uzanan zincirde haksız kazanç ve piyasa manipülasyonu iddialarının elbette araştırılması gerektiğini ancak gıda fiyatlarındaki yapısal sorunun kaynağının çok daha geniş olduğunu aktaran Barut, “Bugün çiftçi mazota, gübreye, ilaca, tohuma, elektriğe ve sulamaya yüksek bedeller öderken, üretim maliyetleri sürekli yükseliyor. Çiftçinin ürünü para etmiyor, tüketici ise aynı ürünü pazarda ve markette pahalıya almak zorunda kalıyor. Bu tablonun sorumluluğunu yalnızca birkaç aracıya yüklemek, asıl sorunu görmezden gelmek olur. Çiftçinin emeğini koruyalım, halkın alım gücünü yükseltelim. Kesin çözüm için yanlışa artık dur deyip her alanda üreten, refah içinde bir toplum yaratıp hakça bölüşen bir düzen kuralım” diye konuştu. “YENİ BİR DÜZEN KURULMALIDIR” İktidarın tarım ve ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Barut, yaşanan sorunların kaynağına işaret ederek çözüm adına yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Tarımda yıllardır uygulanan yanlış politikaların sonucunda üreticinin maliyeti artıyor, üretim alanları daralıyor, çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Üretimin gerilediği yerde ortaya çıkan açığı ithalatla kapatmaya çalışmak kalıcı bir çözüm değildir. Üreticiye ‘üret’ deyip onun temel girdilerini pahalılaştırırsanız, hasat zamanı geldiğinde ürününün fiyatını baskılarsanız, ertesi yıl o üreticinin yeniden üretim yapmasını nasıl bekleyeceksiniz? Tarım politikası günü kurtarma politikasıyla yönetilemez. Çiftçi tarlasına tohumu attığı gün ürününü kaça mal edeceğini bilmelidir. Hangi desteği ne zaman alacağını bilmelidir. Ürettiği ürünün karşılığını alabileceğine güvenmelidir. İktidarın görevi, üreticiyi piyasanın insafına bırakmak değil, sürdürülebilir üretim için gerekli ekonomik zemini oluşturmaktır. Kim haksız kazanç sağlıyorsa, kim piyasayı manipüle ediyorsa, kim üreticinin emeği üzerinden vatandaşın cebine yük bindiriyorsa ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesap vermelidir. Ancak burada kritik soru şudur: Çiftçinin maliyetinin neden bu kadar yükseldiğini kim sorgulayacak? Gübreyi, mazotu, elektriği ve tarımsal ilacı neden bu kadar pahalı hale getiren ekonomik koşulların hesabını kim verecek? Üretici neden maliyetinin altında ürün satmak zorunda kalıyor? Neden Türkiye bazı tarım ürünlerinde ithalata bağımlı hale geliyor? Bu soruların cevabını vermeden yalnızca aracıyı hedef göstermek, vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını da çiftçinin yaşadığı üretim krizini de çözmez. Çiftçinin emeğini korumak, tüketicinin sofrasını korumaktır. Üreticinin kazanmadığı, tüketicinin de ucuza gıda alamadığı bir sistem sürdürülemez. İktidar, yıllardır uyguladığı tarım ve ekonomi politikalarının sonuçlarını yalnızca aracılara, marketlere veya fırsatçılara bağlayarak kendi sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Aracılarla ilgili sorunu yıllardır anlatıyorduk, dilimizde tüy bitti ama iktidarın aklı yeni başına geldi sanki. İktidarın sebep olduğu, aracıların da büyüttüğü bu konuda sorumlu bellidir. Üretici de tüketici de aynı ekonomik tablonun bedelini ödüyor. Türkiye'nin ihtiyacı; üretimi destekleyen, çiftçinin maliyetini düşüren, planlı üretimi sağlayan, ithalata bağımlılığı azaltan ve tarladan sofraya kadar fiyat oluşumunu şeffaflaştıran bir tarım politikasıdır. Kalıcı çözüm, üreticiyi desteklemekten, girdi maliyetlerini düşürmekten ve halkın alım gücünü artırmaktan geçiyor. Türkiye yeniden üreten bir ülke olmak zorunda. Bunun yolu da çiftçiyi üretimden koparan politikalarda ısrar etmek değil, üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım düzeni kurmaktır.”
YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, son yaş sebze ve meyve operasyonuyla yeniden gündeme gelen yüksek gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde, sorunun yalnızca aracıların üzerine yıkılamayacağını belirterek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi.

YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, tarladan sofraya uzanan zincirde haksız kazanç ve piyasa manipülasyonuna geçit verilmemesi gerektiğini belirterek, “AKP iktidarı, yıllardır uyguladığı yanlış tarım ve ekonomi politikalarının sonuçlarını yalnızca aracılara, marketlere veya fırsatçılara bağlayarak kendi sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Yıllardır bu aracılarla ilgili sorunu anlatıyorduk, çiftçi battıktan sonra iktidarın bu aklına geldi sanki. İktidarın sebep olduğu, üretici de tüketici de aynı ekonomik tablonun bedelini ödüyor. Türkiye'nin ihtiyacı; üretimi destekleyen, çiftçinin maliyetini düşüren, planlı üretimi sağlayan, ithalata bağımlılığı azaltan ve tarladan sofraya kadar fiyat oluşumunu şeffaflaştıran bir tarım politikasıdır. Kalıcı çözüm, üreticiyi desteklemekten, girdi maliyetlerini düşürmekten ve halkın alım gücünü artırmaktan geçiyor. Türkiye yeniden üreten bir ülke olmak zorunda. Bunun yolu da çiftçiyi üretimden koparan politikalarda ısrar etmek değil, üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım düzeni kurmaktır” şeklinde konuştu.

“YANLIŞA DUR DENİLMELİ”
YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, son yaş sebze ve meyve operasyonuyla yeniden gündeme gelen yüksek gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde, sorunun yalnızca aracıların üzerine yıkılamayacağını belirterek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. Tarladan sofraya uzanan zincirde haksız kazanç ve piyasa manipülasyonu iddialarının elbette araştırılması gerektiğini ancak gıda fiyatlarındaki yapısal sorunun kaynağının çok daha geniş olduğunu aktaran Barut, “Bugün çiftçi mazota, gübreye, ilaca, tohuma, elektriğe ve sulamaya yüksek bedeller öderken, üretim maliyetleri sürekli yükseliyor. Çiftçinin ürünü para etmiyor, tüketici ise aynı ürünü pazarda ve markette pahalıya almak zorunda kalıyor. Bu tablonun sorumluluğunu yalnızca birkaç aracıya yüklemek, asıl sorunu görmezden gelmek olur. Çiftçinin emeğini koruyalım, halkın alım gücünü yükseltelim. Kesin çözüm için yanlışa artık dur deyip her alanda üreten, refah içinde bir toplum yaratıp hakça bölüşen bir düzen kuralım” diye konuştu.
“YENİ BİR DÜZEN KURULMALIDIR”
İktidarın tarım ve ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Barut, yaşanan sorunların kaynağına işaret ederek çözüm adına yapılması gerekenleri şöyle anlattı:
“Tarımda yıllardır uygulanan yanlış politikaların sonucunda üreticinin maliyeti artıyor, üretim alanları daralıyor, çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Üretimin gerilediği yerde ortaya çıkan açığı ithalatla kapatmaya çalışmak kalıcı bir çözüm değildir. Üreticiye ‘üret’ deyip onun temel girdilerini pahalılaştırırsanız, hasat zamanı geldiğinde ürününün fiyatını baskılarsanız, ertesi yıl o üreticinin yeniden üretim yapmasını nasıl bekleyeceksiniz? Tarım politikası günü kurtarma politikasıyla yönetilemez. Çiftçi tarlasına tohumu attığı gün ürününü kaça mal edeceğini bilmelidir. Hangi desteği ne zaman alacağını bilmelidir. Ürettiği ürünün karşılığını alabileceğine güvenmelidir. İktidarın görevi, üreticiyi piyasanın insafına bırakmak değil, sürdürülebilir üretim için gerekli ekonomik zemini oluşturmaktır. Kim haksız kazanç sağlıyorsa, kim piyasayı manipüle ediyorsa, kim üreticinin emeği üzerinden vatandaşın cebine yük bindiriyorsa ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesap vermelidir. Ancak burada kritik soru şudur: Çiftçinin maliyetinin neden bu kadar yükseldiğini kim sorgulayacak? Gübreyi, mazotu, elektriği ve tarımsal ilacı neden bu kadar pahalı hale getiren ekonomik koşulların hesabını kim verecek? Üretici neden maliyetinin altında ürün satmak zorunda kalıyor? Neden Türkiye bazı tarım ürünlerinde ithalata bağımlı hale geliyor? Bu soruların cevabını vermeden yalnızca aracıyı hedef göstermek, vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını da çiftçinin yaşadığı üretim krizini de çözmez. Çiftçinin emeğini korumak, tüketicinin sofrasını korumaktır. Üreticinin kazanmadığı, tüketicinin de ucuza gıda alamadığı bir sistem sürdürülemez. İktidar, yıllardır uyguladığı tarım ve ekonomi politikalarının sonuçlarını yalnızca aracılara, marketlere veya fırsatçılara bağlayarak kendi sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Aracılarla ilgili sorunu yıllardır anlatıyorduk, dilimizde tüy bitti ama iktidarın aklı yeni başına geldi sanki. İktidarın sebep olduğu, aracıların da büyüttüğü bu konuda sorumlu bellidir. Üretici de tüketici de aynı ekonomik tablonun bedelini ödüyor. Türkiye'nin ihtiyacı; üretimi destekleyen, çiftçinin maliyetini düşüren, planlı üretimi sağlayan, ithalata bağımlılığı azaltan ve tarladan sofraya kadar fiyat oluşumunu şeffaflaştıran bir tarım politikasıdır. Kalıcı çözüm, üreticiyi desteklemekten, girdi maliyetlerini düşürmekten ve halkın alım gücünü artırmaktan geçiyor. Türkiye yeniden üreten bir ülke olmak zorunda. Bunun yolu da çiftçiyi üretimden koparan politikalarda ısrar etmek değil, üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım düzeni kurmaktır.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.