Sosyal medya, Z kuşağı için ‘yaşam tarzı vitrini’ işlevi görüyor

SAĞLIK-YAŞAM 05.07.2024 - 11:23, Güncelleme: 05.07.2024 - 11:23 3338 kez okundu.
 

Sosyal medya, Z kuşağı için ‘yaşam tarzı vitrini’ işlevi görüyor

TÜİK Türkiye sağlık araştırmasına göre; 2010 yılında alkole başlama en çok ‘merak’ nedeniyle olurken, 2022’de her 2 kişiden 1’i eğlence amaçlı alkole başladı.
Kimlik arayışı ve grupta yer edinme çabası bağımlılığa yatkınlığı etkiliyor   Gençlerin alkol ya da diğer maddelere yönelme sebeplerinin merak duygusu, arkadaş etkisi, özenti, eğlenme amaçlı ve stresle başa çıkma gibi nedenlerden kaynaklandığını belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Ergenlik döneminde, beyin henüz gelişimini tamamlamamış, özellikle mantıksal kararlarımızı yöneten ön beyin olgunlaşmamış oluyor. Bu durum, ergenlerin duygusal olarak daha hareketli ve riskli davranışlara açık olmalarına yol açıyor.” dedi. Sosyal medya, dizi/film platformları ve hatta bilgisayar oyunlarının da alkol tüketimini olumlu bir şekilde tasvir ettiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Noyan, “Sosyal medya ve diğer platformlar, özellikle Z kuşağı için bir yaşam tarzı vitrini işlevi görmekte ve hedonistik değerleri pekiştirmektedir.” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, alkole başlama nedenleri ve cinsiyete göre dağılımını ortaya koyan TÜİK Türkiye sağlık araştırması sonuçlarını değerlendirdi. 2 kişiden 1’i eğlence amaçlı alkole başlıyor  TÜİK Türkiye sağlık araştırmasına göre, 2010 yılında alkole başlama en çok ‘merak’ nedeniyle olurken, 2022’de her 2 kişiden 1’inin eğlence amaçlı alkole başladığı görüldü. Gençlerin alkol ya da diğer maddelere yönelme sebeplerinin kişisel farklılıklara göre değişiklik gösterdiğine değinen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Genel olarak beş temel etkeni belirleyebiliriz; merak duygusu, arkadaş etkisi / akran baskısı, özenti, eğlenme amaçlı ve stresle başa çıkmak için... Bu beş faktörün yanında son yıllardaki gelişmelerle sosyal medya etkisi de yeni bir etmen olarak değerlendirilebilir.” dedi. Umutsuzluk, sosyal kaygı, kimlik arayışı ve grupta yer edinme çabası bağımlılığa yatkınlığı etkiliyor Bağımlılık konusunda farkındalık yaratma çalışmalarında özellikle üzerinde durulması gereken noktanın, merak ve korku arasındaki dengenin sağlanması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, “Ailelerin, okulların ve bu alanda faaliyet gösteren kurumların sağladığı bilgilerle gençlerin meraklarını doğru bilgilerle tatmin etmeyi hedefliyoruz. Terazi metaforu ile düşünürsek, bir tarafta bilgi arayan meraklı bir genç, diğer tarafta doğru bilgilerle donanmış ve yüksek farkındalığa sahip bir genç bulunmaktadır. Terazinin hangi tarafı daha ağır basıyorsa, genç o yönde bir gelişim gösterecektir.” dedi.  Ergenlik döneminde, beynin henüz gelişimini tamamlamadığını, özellikle mantıksal kararlarımızı yöneten ön beynin olgunlaşmadığını da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Noyan, şöyle devam etti: “Bu durum, ergenlerin duygusal olarak daha hareketli ve riskli davranışlara açık olmalarına yol açar. Yenilik arayışı ve heyecan, bu dönemde özellikle yüksektir. Umutsuzluk, yalnızlık hissi, sosyal kaygı, öz benlik algısının düşük olması, kimlik arayışı ve kendisine grupta yer edinme çabası gibi bireysel faktörler bağımlılığa yatkınlığı etkileyen temel unsurlardır. Erişim kolaylığı da bu dönemde alkol kullanımının artmasına sebep olabilecek faktörlerdendir. Herhangi bir maddenin kolaylıkla bulunabileceği ya da elde edileceğine yönelik algının o maddenin kullanım oranlarını arttırdığını daha önceki yıllarda yapılan çalışmalardan biliyoruz. Bu sebeple alkol, tütün ürünleri gibi yasal maddelere erişime yönelik yaş kısıtlamalarının iyi takip edilmemesi de kullanımın yaygınlaşmasına sebep olabilir.” Eğitimler ve farkındalık çalışmaları merak duygusunun azalmasını sağlıyor  “Alkol kullanmaya başlama yaşına yönelik çok net bir verimiz olmasa da lise döneminin bu açıdan daha riskli olduğunu söyleyebiliriz.” diyen Prof. Dr. Onur Noyan, daha erken yaşlarda kullananlar olabileceği gibi daha ileriki yıllarda da başlayanlar olabileceğini hatırlattı.  TÜİK’in yaptığı diğer araştırmalara göre 2022 yılında 15-24 yaş aralığındaki bireylerde hiç alkol kullanmamış olma durumunun yüzde 90’a yükseldiğini belirten Prof. Dr. Noyan, “Bu oran geçtiğimiz yıllarda; 2019’da yüzde 84, 2016’da yüzde 85 iken, 2022’de artış göstermiş olması önemli. Verilen eğitimlerin, farkındalık çalışmalarının, merak duygusunun azalmasına sebep olan yaşam tarzının etkili olduğunu düşünmekteyim.” şeklinde konuştu. Sosyal medya, Z kuşağı için bir ‘yaşam tarzı vitrini’ işlevi görüyor Araştırmaların yanında yapılan anketlerdeki alkol kullanma sebeplerine de değinen Prof. Dr. Onur Noyan, şu bilgileri verdi: “2010’da merak duygusu alkol kullanma nedenleri arasında öndeyken 2022’de eğlence amaçlı alkol kullandığını belirten bireylerin artması dikkat çekici. Eğlence amaçlı alkol kullanma oranlarının yıllar içerisinde arttığı görülüyor. Bu artışta birden fazla etkenin önemli olduğunu değerlendiriyorum. Özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan 15-24 yaş arasındaki kuşağın doğumlarından itibaren teknolojik gelişmeler ve sosyal medya ile çok sıkı bir ilişkide olmaları, yaşam tarzı tercihleri ve davranış kalıpları üzerinde etkili olmuştur. Sosyal medyada, dizi/film platformlarında ve hatta bilgisayar oyunlarında alkol tüketimi olumlu bir şekilde tasvir edilmekte ve eğlenmek için alkolün gerekli olduğu mesajı verilmektedir. Sosyal medya ve diğer platformlar, özellikle Z kuşağı için bir yaşam tarzı vitrini işlevi görmekte ve hedonistik değerleri pekiştirmektedir. Gençler arasındaki hedonistik eğilimler yalnızca alkol kullanımıyla sınırlı kalmıyor; alışveriş alışkanlıkları, güzellik ve kişisel bakım çabaları, markalı ürün tercihleri ve yemek yeme alışkanlıkları gibi konularda da kendini gösteriyor. Bu materyalistik hedonizm, genç kuşakların günlük yaşam seçimlerini etkileyen geniş bir etmen haline gelmiştir.” Olumlu etkiler de söz konusu olabilir  Bu durumun bazı olumsuz etkilerinin yanında olumlu etkileri de olabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan sözlerini şöyle tamamladı: “Alkol ve sigara kullanıma yönelik farkındalıklarının artması kullanım oranlarının düşmesine sebep olabilmekte ama kullanma nedenleri farklılaşmaktadır. Sosyal medya etkisi ile görünür olma tek tip birey modelinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Gençleri kendi içlerindeki bireysel yeteneklerini ve özelliklerini ön plana çıkartacak şekilde gelişimlerine önem vermeye teşvik etmek faydalı olacaktır.”
TÜİK Türkiye sağlık araştırmasına göre; 2010 yılında alkole başlama en çok ‘merak’ nedeniyle olurken, 2022’de her 2 kişiden 1’i eğlence amaçlı alkole başladı.

Kimlik arayışı ve grupta yer edinme çabası bağımlılığa yatkınlığı etkiliyor

 

Gençlerin alkol ya da diğer maddelere yönelme sebeplerinin merak duygusu, arkadaş etkisi, özenti, eğlenme amaçlı ve stresle başa çıkma gibi nedenlerden kaynaklandığını belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Ergenlik döneminde, beyin henüz gelişimini tamamlamamış, özellikle mantıksal kararlarımızı yöneten ön beyin olgunlaşmamış oluyor. Bu durum, ergenlerin duygusal olarak daha hareketli ve riskli davranışlara açık olmalarına yol açıyor.” dedi.

Sosyal medya, dizi/film platformları ve hatta bilgisayar oyunlarının da alkol tüketimini olumlu bir şekilde tasvir ettiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Noyan, “Sosyal medya ve diğer platformlar, özellikle Z kuşağı için bir yaşam tarzı vitrini işlevi görmekte ve hedonistik değerleri pekiştirmektedir.” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, alkole başlama nedenleri ve cinsiyete göre dağılımını ortaya koyan TÜİK Türkiye sağlık araştırması sonuçlarını değerlendirdi.

2 kişiden 1’i eğlence amaçlı alkole başlıyor 

TÜİK Türkiye sağlık araştırmasına göre, 2010 yılında alkole başlama en çok ‘merak’ nedeniyle olurken, 2022’de her 2 kişiden 1’inin eğlence amaçlı alkole başladığı görüldü.

Gençlerin alkol ya da diğer maddelere yönelme sebeplerinin kişisel farklılıklara göre değişiklik gösterdiğine değinen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Genel olarak beş temel etkeni belirleyebiliriz; merak duygusu, arkadaş etkisi / akran baskısı, özenti, eğlenme amaçlı ve stresle başa çıkmak için... Bu beş faktörün yanında son yıllardaki gelişmelerle sosyal medya etkisi de yeni bir etmen olarak değerlendirilebilir.” dedi.

Umutsuzluk, sosyal kaygı, kimlik arayışı ve grupta yer edinme çabası bağımlılığa yatkınlığı etkiliyor

Bağımlılık konusunda farkındalık yaratma çalışmalarında özellikle üzerinde durulması gereken noktanın, merak ve korku arasındaki dengenin sağlanması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, “Ailelerin, okulların ve bu alanda faaliyet gösteren kurumların sağladığı bilgilerle gençlerin meraklarını doğru bilgilerle tatmin etmeyi hedefliyoruz. Terazi metaforu ile düşünürsek, bir tarafta bilgi arayan meraklı bir genç, diğer tarafta doğru bilgilerle donanmış ve yüksek farkındalığa sahip bir genç bulunmaktadır. Terazinin hangi tarafı daha ağır basıyorsa, genç o yönde bir gelişim gösterecektir.” dedi. 

Ergenlik döneminde, beynin henüz gelişimini tamamlamadığını, özellikle mantıksal kararlarımızı yöneten ön beynin olgunlaşmadığını da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Noyan, şöyle devam etti:

“Bu durum, ergenlerin duygusal olarak daha hareketli ve riskli davranışlara açık olmalarına yol açar. Yenilik arayışı ve heyecan, bu dönemde özellikle yüksektir. Umutsuzluk, yalnızlık hissi, sosyal kaygı, öz benlik algısının düşük olması, kimlik arayışı ve kendisine grupta yer edinme çabası gibi bireysel faktörler bağımlılığa yatkınlığı etkileyen temel unsurlardır. Erişim kolaylığı da bu dönemde alkol kullanımının artmasına sebep olabilecek faktörlerdendir. Herhangi bir maddenin kolaylıkla bulunabileceği ya da elde edileceğine yönelik algının o maddenin kullanım oranlarını arttırdığını daha önceki yıllarda yapılan çalışmalardan biliyoruz. Bu sebeple alkol, tütün ürünleri gibi yasal maddelere erişime yönelik yaş kısıtlamalarının iyi takip edilmemesi de kullanımın yaygınlaşmasına sebep olabilir.”

Eğitimler ve farkındalık çalışmaları merak duygusunun azalmasını sağlıyor 

“Alkol kullanmaya başlama yaşına yönelik çok net bir verimiz olmasa da lise döneminin bu açıdan daha riskli olduğunu söyleyebiliriz.” diyen Prof. Dr. Onur Noyan, daha erken yaşlarda kullananlar olabileceği gibi daha ileriki yıllarda da başlayanlar olabileceğini hatırlattı. 

TÜİK’in yaptığı diğer araştırmalara göre 2022 yılında 15-24 yaş aralığındaki bireylerde hiç alkol kullanmamış olma durumunun yüzde 90’a yükseldiğini belirten Prof. Dr. Noyan, “Bu oran geçtiğimiz yıllarda; 2019’da yüzde 84, 2016’da yüzde 85 iken, 2022’de artış göstermiş olması önemli. Verilen eğitimlerin, farkındalık çalışmalarının, merak duygusunun azalmasına sebep olan yaşam tarzının etkili olduğunu düşünmekteyim.” şeklinde konuştu.

Sosyal medya, Z kuşağı için bir ‘yaşam tarzı vitrini’ işlevi görüyor

Araştırmaların yanında yapılan anketlerdeki alkol kullanma sebeplerine de değinen Prof. Dr. Onur Noyan, şu bilgileri verdi:

“2010’da merak duygusu alkol kullanma nedenleri arasında öndeyken 2022’de eğlence amaçlı alkol kullandığını belirten bireylerin artması dikkat çekici. Eğlence amaçlı alkol kullanma oranlarının yıllar içerisinde arttığı görülüyor. Bu artışta birden fazla etkenin önemli olduğunu değerlendiriyorum. Özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan 15-24 yaş arasındaki kuşağın doğumlarından itibaren teknolojik gelişmeler ve sosyal medya ile çok sıkı bir ilişkide olmaları, yaşam tarzı tercihleri ve davranış kalıpları üzerinde etkili olmuştur. Sosyal medyada, dizi/film platformlarında ve hatta bilgisayar oyunlarında alkol tüketimi olumlu bir şekilde tasvir edilmekte ve eğlenmek için alkolün gerekli olduğu mesajı verilmektedir. Sosyal medya ve diğer platformlar, özellikle Z kuşağı için bir yaşam tarzı vitrini işlevi görmekte ve hedonistik değerleri pekiştirmektedir. Gençler arasındaki hedonistik eğilimler yalnızca alkol kullanımıyla sınırlı kalmıyor; alışveriş alışkanlıkları, güzellik ve kişisel bakım çabaları, markalı ürün tercihleri ve yemek yeme alışkanlıkları gibi konularda da kendini gösteriyor. Bu materyalistik hedonizm, genç kuşakların günlük yaşam seçimlerini etkileyen geniş bir etmen haline gelmiştir.”

Olumlu etkiler de söz konusu olabilir 

Bu durumun bazı olumsuz etkilerinin yanında olumlu etkileri de olabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan sözlerini şöyle tamamladı:

“Alkol ve sigara kullanıma yönelik farkındalıklarının artması kullanım oranlarının düşmesine sebep olabilmekte ama kullanma nedenleri farklılaşmaktadır. Sosyal medya etkisi ile görünür olma tek tip birey modelinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Gençleri kendi içlerindeki bireysel yeteneklerini ve özelliklerini ön plana çıkartacak şekilde gelişimlerine önem vermeye teşvik etmek faydalı olacaktır.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.