DEPREM BÖLGELERİNDEKİ ASM HİZMETLERİ İÇLER ACISI

GÜNDEM 06.02.2026 - 12:36, Güncelleme: 06.02.2026 - 12:36 2743 kez okundu.
 

DEPREM BÖLGELERİNDEKİ ASM HİZMETLERİ İÇLER ACISI

Asrın felaketi kabul edilen 6 Şubat depremlerinin 3. yılında Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’ı ziyaret eden Birlik ve Dayanışma Sendikası bölgedeki birinci derece sağlık hizmetlerinin yaşadığı ağır tahribat ve sorunları raporladı. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi ASM’lerin hala konteynerlerde çok eksik koşullarda hizmet verdiğini, Bakanlığın kendilerinden olmayan hastaları bulmalarını istediğini savundu.
Asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Sendika temsilcileri 1. basamak sağlık hizmetleri açısından aile hekimleri, ebe, hemşireler ve sağlık çalışanlarını çalışma şartlarını yerinde incelemek üzerine depremin ağır hasar verdiği Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay bölgesinde incelemelerde bulundu. Sendika yönetimi ve temsilcileri bölgedeki ASM’leri ve ASM gibi hizmet vermeye çalışan konteyner binalarını gezdi.  DOKTORLAR KAYIP HASTALARIN PEŞİNDE Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi depremin ağır hasarlar bıraktığı Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay bölgesinde Sağlık Bakanlığının Aile Sağlık Merkezi doktor ve çalışanlarından bir yıldır gelmeyen hastaları bulmalarını istediğini söyledi. Aile Hekimliği Yönetmeliği gereği gelmeyen hastalar üzerinden maaş kesintisi yapılması, çalışanları bu hastalara ulaşmak için inanılmaz bir çaba harcamaya zorlamaktadır. Yurt dışında yaşayan, adresi ve telefonu olmayan, mahallede yakınlarına sorulmasına rağmen ulaşılamayan kişiler için dahi ücret kesintisi yapılmaktadır. Dr. Mehlepçi “Mesela bir birimde 60 kişi yok. Bu durum çalışanların dayanma gücünü tamamen tüketmiştir. Neredeyse tamamı kaderine terk edilmiş hissiyle çalışmaktadır” dedi. TAVAN AKIYOR TABAN SU ALIYOR WC’DE SU YOK Hala ASM binaları yapılamadığı için konteynerlerde 1. basamak sağlık hizmeti vermeye çalışan doktor, ebe ve hemşirelerin, tavanı akan, tabanından su alan, içerisi kokan ve dışarda hastalar için hiçbir bekleme alanı olmayan yerlerde çalıştıklarını ifade eden Dr. Mehlepçi, “Çoğu yerde yalnızca branda ya da şemsiye ile geçici çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Çatıdan su alırken çalışanların ellerini yıkayacak lavaboları ve WC leri yok” diye konuştu. Dr. Mehlepçi’ye göre, bölgedeki en büyük sorunların başında hırsızlık olayları geliyor. Dr. Ahmet Mehlepçi “Hırsızı, hapçısı ASM’yi mesken tutuyor. Arkadaşlarımız bu durumdan çok yorulmuş. Emekli olan oluyor, istifa eden ediyor. Hiçbir şey yapamayıp çalışanların da motivasyonları çok bozuk” dedi. TEMEL ATILAN ASM BİNALARI KADERİNE TERK EDİLMİŞ Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın raporuna göre, Adıyaman’da 12 aile sağlığı merkezinin yüzde 90’ının inşaatı bitmiş klimaları, camları takılmış seramikleri yapılmış. Ancak 3-4 aydır bu halde kaderine bırakılmış durumda beklerken, oradaki ebe hekim ve hemşireler su ve çamur içinde konteynırlarda çalışıyor… 8 KİŞİ 21 METREKARELİK ALANDA Rapora göre, Kahramanmaraş’ta ise yaklaşık üç yıldır bazı ASM’lerde iki hekim, paravanı ve bölmesi olmayan tek bir konteynerde hasta bakmakta. Hatta bazı yerlerde aile sağlığı hemşireleri de aynı konteynerde hizmet vermeye çalışmakta. İki hekim, iki hemşire ve hasta ile hasta yakınları aynı anda yalnızca 21 metrekarelik bir alanda bulunmak zorunda kalmakta.  Sendika Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi aynı anda 8 kişinin bulunduğu bu ortamda hasta mahremiyetinin tamamen ortadan kalktığını, mahremiyetin sağlanamadığı bir çalışma düzeni oluştuğunu, çaresizlik ve seslerini duyuramama hissi nedeniyle çalışanların bu koşulları kabullenmek zorunda kaldığını açıkladı. Dr.  Mehlepçi sözlerini şöyle sürdürdü. “Konteynerlerde elektrik çarpması, elektrik tesisatına bağlı yangın riski gibi ciddi tehlikeler mevcuttur. Çalışanlar bu riskli durumlara artık alıştıklarını ifade etmektedir. Oysa konteyner yapılar, en fazla 1–2 kişinin geçici olarak kalabileceği, yoğun insan sirkülasyonu olmayan alanlar için tasarlanmıştır…” KONTEYNERLER FİZİKİ OLARAK FAZLA DAYANAMAZ Bir aile sağlığı merkezinde günde ortalama 60–70 poliklinik yapılmakta; aşı, izlem, kanser taraması, kontrol ve danışmanlık hizmetleriyle birlikte günlük 200–250 kişi giriş çıkış yapmaktadır. İki hekim ve iki hemşirenin aynı anda çalıştığı konteynerlerde bu sayı günlük yaklaşık 1000 kişiye ulaşmaktadır. Bu yoğunluk karşısında konteynerlerin fiziksel olarak dayanması mümkün değildir. Zeminlerdeki delikler ve kırıklar nedeniyle alttan su almakta, koku oluşmakta ve hijyen tamamen ortadan kalkmaktadır. Üç yıl gibi çok uzun bir sürede bu yapılar aşırı derecede yıpranmış ve neredeyse kullanılamaz hâle gelmiştir. KAYITLI OLMAYAN HASTALARA DA HİZMET VERİLİYOR Şehrin genelinde bulunan inşaat alanları, inşaat atıkları, çamurla dolu bozuk yollar yalnızca halk için değil, sağlık çalışanları için de sürekli moral bozucu bir ortam oluşturmaktadır. Aile sağlığı merkezleri nüfus tabanlı çalışmasına rağmen, deprem sonrası nüfusun sürekli hareket hâlinde olması nedeniyle kendilerine kayıtlı olmayan hastalara da hizmet vermek zorunda kalmışlardır. Hastaların da depremzede olduğu düşünülerek geri çevrilmemesi, çalışanların iş yükünü normalin çok üzerine çıkarmıştır. KOLON KANSERİ İÇİN KİT YOK! Aile planlaması malzemeleri bulunmamakta, HPV taraması için uygun oda ve ekipman yok, kolon kanseri için kit gönderilmiyor. Üç yıl boyunca bu ASM’leri ziyaret eden, sorunları yerinde gören çözmeye çalışan, çözen tek bir yönetici dahi olmamış. Yöneticilere Ulaşmaya çalışıldığında ise genellikle “bir şekilde halledin” yanıtı verilmiş. Ayrıca konteyner ASM’lerin büyük bir kısmında tuvalet dahi bulunmamakta. EN VAHİM TABLO HATAY’DA Hatay, birinci basamak sağlık hizmetleri açısından deprem bölgesindeki en vahim durumda bırakılmış illerden biri. TOKİ tarafından yapılan konut alanlarında aile sağlığı merkezleri için herhangi bir yer ayrılmamış, bu bölgelerde yeni aile sağlığı merkezleri inşa edilmemiş.  Mevcut Aile Hekimliği Yönetmeliği, deprem koşulları göz önünde bulundurulmadan uygulanmaya devam ediyor. Kayıtlı hastaları vefat etmiş, başka illere taşınmış, telefon numaraları değişmiş ya da hiçbir şekilde ulaşılamayan hastalar nedeniyle hekim ve hemşireler “hizmet sunulmadığı” gerekçesiyle cezalandırılıyor. Dr. Mehlepçi “Oysa bu durum, sağlık çalışanlarının ihmali değil, deprem sonrası ortaya çıkan zorunlu ve kaçınılmaz bir sonuç” diye konuştu. Türkiye genelinde bir hasta yurt dışına çıktığında aile hekimliği sisteminden kaydı otomatik olarak düşürülürken, deprem bölgesinde vefat eden, göç eden veya ulaşılamayan hastaların kayıtları sistemde düşürülmemektedir. Aşı ve benzeri hizmetlerde sorun yaşandığında bu hastalara fiilen ulaşılamamakta, buna rağmen performans kriterleri gerekçe gösterilerek sağlık çalışanlarının ücretlerinden kesintiler yapılmaktadır. Böylece çalışanlar bir kez daha cezalandırılmaktadır. Hatay’daki sağlık çalışanları, diğer deprem illeriyle kıyaslandığında çok daha fazla sorunla karşı karşıyadır ve artık bu sorunların çözüleceğine dair umutlarını büyük ölçüde yitirmiş durumdadır. KESKİNCİK’TE 3 YILDIR ÇOCUKLAR AŞILANMADI Hatay’ın özellikle unutulmuş bölgelerinden biri olan Keskincik’te, yaklaşık üç yıldır çocukların aşılarının yapılamadığı ve bölgede aile hekimi bulunmadığı yönünde mutlaka araştırılması gereken ciddi iddialar bulunmaktadır.  Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi “Hatay, birinci basamak sağlık hizmetleri açısından göz ardı edilen, çalışanlarının cezalandırıldığı ve halkın temel sağlık hizmetlerine erişimde ciddi mağduriyet yaşadığı bir il hâline gelmiştir. Bu durum, hem sağlık çalışanları hem de bölge halkı için sürdürülemez boyuttadır” uyarısında bulundu.
Asrın felaketi kabul edilen 6 Şubat depremlerinin 3. yılında Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’ı ziyaret eden Birlik ve Dayanışma Sendikası bölgedeki birinci derece sağlık hizmetlerinin yaşadığı ağır tahribat ve sorunları raporladı. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi ASM’lerin hala konteynerlerde çok eksik koşullarda hizmet verdiğini, Bakanlığın kendilerinden olmayan hastaları bulmalarını istediğini savundu.

Asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Sendika temsilcileri 1. basamak sağlık hizmetleri açısından aile hekimleri, ebe, hemşireler ve sağlık çalışanlarını çalışma şartlarını yerinde incelemek üzerine depremin ağır hasar verdiği Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay bölgesinde incelemelerde bulundu. Sendika yönetimi ve temsilcileri bölgedeki ASM’leri ve ASM gibi hizmet vermeye çalışan konteyner binalarını gezdi. 

DOKTORLAR KAYIP HASTALARIN PEŞİNDE
Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi depremin ağır hasarlar bıraktığı Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay bölgesinde Sağlık Bakanlığının Aile Sağlık Merkezi doktor ve çalışanlarından bir yıldır gelmeyen hastaları bulmalarını istediğini söyledi. Aile Hekimliği Yönetmeliği gereği gelmeyen hastalar üzerinden maaş kesintisi yapılması, çalışanları bu hastalara ulaşmak için inanılmaz bir çaba harcamaya zorlamaktadır. Yurt dışında yaşayan, adresi ve telefonu olmayan, mahallede yakınlarına sorulmasına rağmen ulaşılamayan kişiler için dahi ücret kesintisi yapılmaktadır. Dr. Mehlepçi “Mesela bir birimde 60 kişi yok. Bu durum çalışanların dayanma gücünü tamamen tüketmiştir. Neredeyse tamamı kaderine terk edilmiş hissiyle çalışmaktadır” dedi.
TAVAN AKIYOR TABAN SU ALIYOR WC’DE SU YOK
Hala ASM binaları yapılamadığı için konteynerlerde 1. basamak sağlık hizmeti vermeye çalışan doktor, ebe ve hemşirelerin, tavanı akan, tabanından su alan, içerisi kokan ve dışarda hastalar için hiçbir bekleme alanı olmayan yerlerde çalıştıklarını ifade eden Dr. Mehlepçi, “Çoğu yerde yalnızca branda ya da şemsiye ile geçici çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Çatıdan su alırken çalışanların ellerini yıkayacak lavaboları ve WC leri yok” diye konuştu. Dr. Mehlepçi’ye göre, bölgedeki en büyük sorunların başında hırsızlık olayları geliyor. Dr. Ahmet Mehlepçi “Hırsızı, hapçısı ASM’yi mesken tutuyor. Arkadaşlarımız bu durumdan çok yorulmuş. Emekli olan oluyor, istifa eden ediyor. Hiçbir şey yapamayıp çalışanların da motivasyonları çok bozuk” dedi.
TEMEL ATILAN ASM BİNALARI KADERİNE TERK EDİLMİŞ
Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın raporuna göre, Adıyaman’da 12 aile sağlığı merkezinin yüzde 90’ının inşaatı bitmiş klimaları, camları takılmış seramikleri yapılmış. Ancak 3-4 aydır bu halde kaderine bırakılmış durumda beklerken, oradaki ebe hekim ve hemşireler su ve çamur içinde konteynırlarda çalışıyor…
8 KİŞİ 21 METREKARELİK ALANDA
Rapora göre, Kahramanmaraş’ta ise yaklaşık üç yıldır bazı ASM’lerde iki hekim, paravanı ve bölmesi olmayan tek bir konteynerde hasta bakmakta. Hatta bazı yerlerde aile sağlığı hemşireleri de aynı konteynerde hizmet vermeye çalışmakta. İki hekim, iki hemşire ve hasta ile hasta yakınları aynı anda yalnızca 21 metrekarelik bir alanda bulunmak zorunda kalmakta. 
Sendika Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi aynı anda 8 kişinin bulunduğu bu ortamda hasta mahremiyetinin tamamen ortadan kalktığını, mahremiyetin sağlanamadığı bir çalışma düzeni oluştuğunu, çaresizlik ve seslerini duyuramama hissi nedeniyle çalışanların bu koşulları kabullenmek zorunda kaldığını açıkladı. Dr.  Mehlepçi sözlerini şöyle sürdürdü.
“Konteynerlerde elektrik çarpması, elektrik tesisatına bağlı yangın riski gibi ciddi tehlikeler mevcuttur. Çalışanlar bu riskli durumlara artık alıştıklarını ifade etmektedir. Oysa konteyner yapılar, en fazla 1–2 kişinin geçici olarak kalabileceği, yoğun insan sirkülasyonu olmayan alanlar için tasarlanmıştır…”
KONTEYNERLER FİZİKİ OLARAK FAZLA DAYANAMAZ
Bir aile sağlığı merkezinde günde ortalama 60–70 poliklinik yapılmakta; aşı, izlem, kanser taraması, kontrol ve danışmanlık hizmetleriyle birlikte günlük 200–250 kişi giriş çıkış yapmaktadır. İki hekim ve iki hemşirenin aynı anda çalıştığı konteynerlerde bu sayı günlük yaklaşık 1000 kişiye ulaşmaktadır. Bu yoğunluk karşısında konteynerlerin fiziksel olarak dayanması mümkün değildir. Zeminlerdeki delikler ve kırıklar nedeniyle alttan su almakta, koku oluşmakta ve hijyen tamamen ortadan kalkmaktadır. Üç yıl gibi çok uzun bir sürede bu yapılar aşırı derecede yıpranmış ve neredeyse kullanılamaz hâle gelmiştir.
KAYITLI OLMAYAN HASTALARA DA HİZMET VERİLİYOR
Şehrin genelinde bulunan inşaat alanları, inşaat atıkları, çamurla dolu bozuk yollar yalnızca halk için değil, sağlık çalışanları için de sürekli moral bozucu bir ortam oluşturmaktadır. Aile sağlığı merkezleri nüfus tabanlı çalışmasına rağmen, deprem sonrası nüfusun sürekli hareket hâlinde olması nedeniyle kendilerine kayıtlı olmayan hastalara da hizmet vermek zorunda kalmışlardır. Hastaların da depremzede olduğu düşünülerek geri çevrilmemesi, çalışanların iş yükünü normalin çok üzerine çıkarmıştır.
KOLON KANSERİ İÇİN KİT YOK!
Aile planlaması malzemeleri bulunmamakta, HPV taraması için uygun oda ve ekipman yok, kolon kanseri için kit gönderilmiyor. Üç yıl boyunca bu ASM’leri ziyaret eden, sorunları yerinde gören çözmeye çalışan, çözen tek bir yönetici dahi olmamış. Yöneticilere Ulaşmaya çalışıldığında ise genellikle “bir şekilde halledin” yanıtı verilmiş. Ayrıca konteyner ASM’lerin büyük bir kısmında tuvalet dahi bulunmamakta.
EN VAHİM TABLO HATAY’DA
Hatay, birinci basamak sağlık hizmetleri açısından deprem bölgesindeki en vahim durumda bırakılmış illerden biri. TOKİ tarafından yapılan konut alanlarında aile sağlığı merkezleri için herhangi bir yer ayrılmamış, bu bölgelerde yeni aile sağlığı merkezleri inşa edilmemiş. 
Mevcut Aile Hekimliği Yönetmeliği, deprem koşulları göz önünde bulundurulmadan uygulanmaya devam ediyor. Kayıtlı hastaları vefat etmiş, başka illere taşınmış, telefon numaraları değişmiş ya da hiçbir şekilde ulaşılamayan hastalar nedeniyle hekim ve hemşireler “hizmet sunulmadığı” gerekçesiyle cezalandırılıyor. Dr. Mehlepçi “Oysa bu durum, sağlık çalışanlarının ihmali değil, deprem sonrası ortaya çıkan zorunlu ve kaçınılmaz bir sonuç” diye konuştu.
Türkiye genelinde bir hasta yurt dışına çıktığında aile hekimliği sisteminden kaydı otomatik olarak düşürülürken, deprem bölgesinde vefat eden, göç eden veya ulaşılamayan hastaların kayıtları sistemde düşürülmemektedir. Aşı ve benzeri hizmetlerde sorun yaşandığında bu hastalara fiilen ulaşılamamakta, buna rağmen performans kriterleri gerekçe gösterilerek sağlık çalışanlarının ücretlerinden kesintiler yapılmaktadır. Böylece çalışanlar bir kez daha cezalandırılmaktadır. Hatay’daki sağlık çalışanları, diğer deprem illeriyle kıyaslandığında çok daha fazla sorunla karşı karşıyadır ve artık bu sorunların çözüleceğine dair umutlarını büyük ölçüde yitirmiş durumdadır.
KESKİNCİK’TE 3 YILDIR ÇOCUKLAR AŞILANMADI
Hatay’ın özellikle unutulmuş bölgelerinden biri olan Keskincik’te, yaklaşık üç yıldır çocukların aşılarının yapılamadığı ve bölgede aile hekimi bulunmadığı yönünde mutlaka araştırılması gereken ciddi iddialar bulunmaktadır. 
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi “Hatay, birinci basamak sağlık hizmetleri açısından göz ardı edilen, çalışanlarının cezalandırıldığı ve halkın temel sağlık hizmetlerine erişimde ciddi mağduriyet yaşadığı bir il hâline gelmiştir. Bu durum, hem sağlık çalışanları hem de bölge halkı için sürdürülemez boyuttadır” uyarısında bulundu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.