Sigorta şirketlerinin mantığı nedir ve nasıl çalışırlar?
Sigorta öngörülemez ve beklenmedik olaylara karşı, önceden ödenen prim karşılığında
muhtemel riskin sigorta şirketine geçmesidir.
Sigortanın çalışma mantığı, ortak risk altında olan kişilerin, maddi güçlerini birleştirip,
yardımlaşmasıdır. İşte sigorta şirketleri bu benzer riskleri taşıyan kişileri bulur ve hasar
gerçekleştiğinde, giderilmesini sağlarlar. Aynı riske maruz kalan kişiler bir araya gelerek
gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında, kişi başına düşen ödeme miktarı
düştüğünden büyük bir risk bile herkes için karşılanabilir hale gelebilmektedir.
Sigorta kelimesi güvence anlamına gelmektedir. Türkçeye Batı dillerinden geçen kelime,
evrilerek en son halini almıştır. Kavram olarak bakıldığında ise sigorta insan yaşamında
meydana gelecek ve gelmesi muhtemel olan risklerin yaratacağı maddi zararların
karşılanmasını amaç edinmiş bir finansal hizmet olarak tanımlanabilir. Söz konusu finansal
hizmet bizzat bu hizmeti vermek amacıyla kurulmuş olan ve kâr amacı güden özel firmalar
tarafından yürütülür. Modern sigortacılık Batı dünyasında son hâlini almış olsa da kökleri çok
eskiye gitmektedir. En bilinen ve ilk sigorta örnekleri deniz yoluyla taşınan malların zarara
uğramasına karşın yapılmış olan uygulamadır. Bu uygulamanın kökleri 1200’lü yıllara kadar
dayanmaktadır. Sigortacılık insanların günlük hayatlarında karşı karşıya olduğu riskleri konu
alır. Bu riskler, genellikle benzer olduğundan, çeşitli sınıflandırmalar yapılmasına imkân
vermektedir. Bu açıdan bakıldığında sigorta, kâr amacı gütmeyen sosyal güvenlik sigortası
ve kâr amacı güden şirketler tarafından sunulan özel sigorta hizmetleri olarak
sınıflandırılabilir. Özel sigorta hizmeti sunmak için kurulan şirketler hem kendi çıkarlarını
gözetir hem de müşterilerinin zararlarını karşılamayı taahhüt ederler. Bu şekilde, sigorta
sektörünün hem bireysel faydalarının hem de ülke ekonomisini güçlendirici yönlerinin olduğu
görülmektedir. Gelişmiş Batı ülkelerinde sigorta olgusu yerleşmiş ve ekonominin önemli bir
parçası durumuna gelmiş iken Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sigorta sektörü nispeten
daha geri kalmıştır ve çeşitli kültürel, sosyal ve siyasal sorunlarla mücadele etmektedir.
Sigorta şirketinin geleceğini etkileyen faktörler:
1. Yeni Modeller, Kişiye Özel Ürünler:
Dijital ekonomi, kullanıma dayalı, isteğe bağlı ve 'hepsi bir arada' sigorta yaşam tarzı
ürünlerini daha alakalı hale getirecek. Müşteriler, şu anda mevcut olan her bedene uyan
ürünler yerine kişiselleştirilmiş sigorta teminatlarını tercih edecekler.
Bugün sigortacılar tarafından tahsil edilen primlerin yüzde 80'inden fazlası dağıtım
maliyetlerine düşüyor. Dijital modeller, sigorta değer zincirindeki insan emeğine aşırı
bağımlılıklarıyla damgalanan aracıları modası geçmiş hale getirecek.
Esnek teminat seçenekleri, mikro sigorta ve eşler arası sigorta (p2p) uzun vadede
uygulanabilir seçenekler haline gelecektir. Reasürörler doğrudan dijital markalara risk
sermayesi sağlayacak ve düzenleyici çerçeveler daha kısa değer zincirlerini barındıracak.
2. Daha Hızlı Talepler için Yapay Zeka ve Otomasyon:
Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) ve AI, daha yeni veri kanalları, daha iyi veri işleme
yetenekleri ve AI algoritmalarındaki gelişmeler tarafından yönlendirilen sigortacılıkta merkez
aşamayı işgal edecek. AI, komisyoncuları ve evrak işlerini ortadan kaldırırken, davranışsal
ekonomi yetenekleri dolandırıcılığı en aza indirerek zaman, çaba ve maliyetlerin azalmasına
neden olur.
Yapay zeka ve otomasyon, müşteri deneyimi, maliyet optimizasyonu, operasyonel verimlilik,
pazar rekabet gücü ve daha yeni iş modellerinde iş sonuçlarını derinden etkileyecek ve
iyileştirecektir.
3. Gelişmiş Analitik ve Proaktiflik:
Primler, Nesnelerin İnterneti, mobil özellikli InsurTech uygulamaları ve giyilebilir cihazlar gibi
yeni teknoloji etkin veri kaynakları tarafından etkinleştirilerek son derece kişisel hale
getirilecek. Önümüzdeki beş yıl içinde bağlantılı cihazlar pazarının güçlü bir şekilde
büyümeye hazır olmasıyla birlikte, Mülkiyet ve Kaza (P&C) sigortacıları, bireysel tüketicilerin
zarara maruz kalmasına ilişkin gerçek zamanlı ve doğru veriler elde edebilecek. Bu,
zamanında ve son derece kişiselleştirilmiş müdahalelerle proaktif olarak yanıt vermelerine
yardımcı olacaktır.
4. InsurTech Ortaklıkları:
InsurTech firmaları otomobil, ev sahipliği ve siber sigorta alanlarında önemli bir büyüme
gösteriyor. Böyle güçlü bir büyüme, geleneksel sigortacıları ya teknoloji yetenekleri
kazanmaya ya da InsurTech şirketleriyle ortak olmaya teşvik edecek. Y kuşağının yenilikçi
ürün ve hizmetlerine yönelik artan taleple birlikte, bu tür bir işbirliği kritik bir zorunluluk haline
gelecek.
Genel olarak, bir kazan-kazan durumu olacak ve geleneksel sigortacılar bir teknoloji kültürü
oluşturmada daha hızlı sonuçlardan faydalanacak ve InsurTech şirketleri daha geniş müşteri
tabanlarına, finansmana ve alan uzmanlığına erişecek. Daha yüksek kârlılık ve daha düşük
işletme maliyetleri için daha yeni modellere ve gelir akışlarına yol açacaktır. Müşteri
deneyimleri katma değerli tekliflerle geliştirilecektir.
5. Blockchain'i Yaygınlaştırma:
Farklı sigorta işlevleri tarafından gerçek zamanlı olarak işlenecek çok büyük miktarda
müşteri verisine duyulan ihtiyaç, kuruluşlar ve bunların çeşitli paydaşları arasında kolay ve
güvenli veri aktarımını gerektirmektedir.
Blok zinciri teknolojisi, bütünlük kaybı olmadan birden fazla arayüz ve paydaş arasında
güvenli veri yönetimi avantajı sağlar. Kimlik yönetimi ve sigortalamadan talep işlemeye,
dolandırıcılık yönetimine ve güvenilir veri kullanılabilirliğine kadar bu teknoloji, düşük işletme
maliyetleri sunar. Merkezi Olmayan Otonom Kuruluşlar ve akıllı sözleşmeler, blok zincirinin
politika yönetiminde sunabileceği ek avantajlardır.
Yukarıdaki eğilimler, sigorta sektörü için milyarlarca dolarlık yeni değer yaratılabileceğini
göstermektedir. Anahtar, mevcut ve yeni teknolojilerden yararlanarak bu potansiyelden nasıl
ve ne zaman yararlanılacağını anlamaktır.
Ekonomik Genel Durum ve Sigorta Sektörüne Yansıması:
Sigorta işletmelerinin içinde bulunduğu ekosistemin daha geniş ve genel ortamı ülke
ekonomisinin genel durumudur. Ülke ekonomisinin durumu kaçınılmaz olarak her sektör gibi
sigorta sektörünü de her işletme gibi sigorta işletmelerini de etkiler. Bu faktörleri şöyle
açıklanabilir.
Milli gelirin düşük olması:
GSYİH yükseldikçe bundan sigorta sektörünün alacağı pay da yükselecektir. Artan GSYİH
artan zenginliktir, artan zenginlik ise rizikolardan korunması gereken daha çok ekonomik
varlık demektir.
Düşük kişi başına milli gelir:
Ülkelerin zenginliği kişi başına gelirle de ölçülür. Gelir seviyesi insanların refah seviyesini
doğrudan doğruya etkiler. Gelir seviyesi yükseldikçe insanların ev, araba, elektronik cihaz
gibi zenginliğin parçası olan eşyaları artar. İnsanlar daha çok yatırım yaparlar. Dolayısıyla
sigortalandırılabilecek varlıklar artar. Geliri arttıkça insanlar sigortaya daha fazla para harcar.
Yüksek işsizlik oranı:
İşsizlik düşür gelir kazanabiliyor olmaktan daha kötü bir durumdur. İşsizlik insanı manen ve
maddeten yavaş yavaş çökertir. İşsiz insanlar sigorta hizmeti satın almak bir yana, basit
ihtiyaçlarının karşılanmasını geleceklerini bile garantiye alamaz. Maddi varlık satın almakta
çok zorlanır. Sigorta için para harcayamaz. İşsizler otomatik olarak sigorta hizmetinin
kapsama alanı dışına çıkar. Sosyal devlet anlayışının egemen olduğu ülkelerde sosyal
güvenlik sigortası kapsamında işsizlik maaşı gibi uygulamaların öne çıktığı görülmektedir. Bu
uygulama da sosyal güvenlik harcamalarını artıran ve bir bakıma özel sigortayı caydıran bir
etkendir.
Yüksek enflasyon:
Enflasyon ekonomik sorunların en kötülerindendir. İnsanların, işletmelerin gelirlerini eritir.
Varlıkların değerini azaltır. Geleceği görülemez duruma getirir. Belirsizliği artırır. Ekonomik
hesaplama yapmayı zorlaştırır. Enflasyonist dönemlerde hem sigortacı hem de sigortalı
ekonomik açıdan zora düşer. Sigorta şirketlerinin giderleri yükseldiği için sigorta primleri de
yükselir. Bu durum insanları sigorta poliçesi satın almaktan caydırır. Her ne kadar yükselen
faiz oranıyla bankalara yatırılan şirket fonları sektöre mali kâr sunsa da sigortacılık
faaliyetlerine ciddi şekilde zarar verir. Yüksek enflasyon yüzünden şirketler ile sigorta
yaptırmak isteyenler arsında negatif bir ilişki oluşmaktadır.
Yüksek faiz oranları:
Yüksek faiz oranları sermayesi yetersiz olan sigorta işletmelerinin finansman maliyetlerini
yükseltir. Bireyleri tasarruflarını dönem sonunda güvencenin sıfırlanacağı sigorta ürünün
satın almak yerine yüksek getirili tahvillerde, mevduat hesaplarında değerlendirmeye teşvik
eder. Yüksek faiz ortamında bilhassa hayat sigortalarına olan talep azalır. Sigorta şirketleri
artan mevduat faizi oranlarından memnun olurken sigorta ettirmek isteyen kişilerin de sigorta
yaptırmak yerine ellerindeki mevcut parayı vadeli mevduat hesabında değerlendirmek
istediği görülmektedir. Ani ve şiddetli kur dalgalanmaları: Türkiye gibi parası rezerv para
olmayan ve yurt dışından ciddi ithalat yapmaya mecbur olan ülkeler ani döviz kuru
dalgalanmalarından şiddetli şekilde etkilenir. Bu dalgalanmalar döviz borcu olan işletmelerin
yerli para cinsinden borç yükünü ağırlaştırır, enflasyonu besler, döviz cinsinden fakirleşmeye
neden olur. Bütün bunlar genel olarak ekonomiyi özel olarak sigorta sektörünü ve sigorta
işletmelerini olumsuz etkiler.
Türkiye’de sigortacılık ve sigorta ürünleri yeterince tanınmıyor ve bilinmiyor. Bu eksiliğin
giderilmesi için bir taraftan devlet bir taraftan sektör aktörleri çaba gösterebilir. Çeşitli
konulardaki kamu spotlarına benzer spotlar hazırlanarak, gerekli ve yararlı bilgiler
televizyonlardan halka ulaştırılabilir. Sigorta şirketlerinin kendi yapılanmalarını ve işleyişlerini
teknolojik açıdan ve maliyet-etkin çalışma ölçütleri açısından da gözden geçirmeleri de
yararlı olabilir. Türkiye’de yazılım yatırımları, hâlâ, çoğu işletme tarafından, örneğin emlak ve
makine yatırımı gibi temel bir yatırım olarak görülmemektedir. Oysa her işletmenin ilgili
yazılımlara ciddi ölçüde muhtaç ve mecbur olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden, sigorta
işletmeleri yazılım yatırımlarını belki de yatırım listelerinin en başına almalıdır.
