Savaş meydanlarında en ağır yara, düşmanın savurduğu kılıçtan gelmez. Düşmanın darbesini beklersiniz; ona göre kalkanınızı kaldırır, tedbirinizi alırsınız. Asıl ağır olan, dost bildiğiniz elden gelen darbedir.
Kılıç yarası zamanla kapanır. İnsan bedeni şaşırtıcı bir onarma gücüne sahiptir. Akan kan durur, kabuk bağlanır ve gün gelir yara kapanır. Fakat geriye bir iz kalır. İşte o iz, yaşanmışlığın sessiz tanığıdır.
Ne ilginçtir ki, yarayı açan kişi de o izden kurtulamaz. Çünkü yara izi yalnızca yaralananın bedeninde değil, yaralayanın vicdanında da taşınır. Her karşılaşmada, her hatırlayışta, her aynaya bakışta o izin varlığı yeniden ortaya çıkar.
Siyaset de böyledir. Yıllarca aynı sofrayı paylaşanların, aynı mücadelede omuz omuza yürüyenlerin yolları ayrılabilir. Fikirler değişebilir, hesaplar yapılabilir, tercihler farklılaşabilir. Bunlar siyasetin doğasında vardır. Ancak geride bırakılan izler, yapılan açıklamalardan ve kurulan yeni cümlelerden daha uzun ömürlüdür.
Tarih çoğu zaman kazananları değil, geride kalan izleri hatırlar. Çünkü insanlar unutsa bile hafıza unutmaz. Bir dönemin umutlarını taşıyanlar, o umutların nasıl dağıldığını da kaydeder.
Bugün Türk siyasetinde yaşanan birçok tartışmanın merkezinde de aslında kişilerden çok izler vardır. Kimi zaman bir seçim gecesinden, kimi zaman yarım kalmış bir değişim vaadinden, kimi zaman da dostların birbirine dönük sessiz hesaplaşmalarından kalan izler…
Yaralar kapanır.
Ama izler, bazen bir ömrün en uzun cümlesi olur.
Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de yaşamış merhum kardeşi Celal Kılıçdaroğlu da geçmişte yaptığı açıklamalar ve siyasi tercihleriyle bu izlerin bir parçası hâline gelmişti. Ağabeyi ve CHP yönetimiyle ters düşen Celal Kılıçdaroğlu, dikkat çeken çıkışlarda bulunmuş, bir dönem AK Parti’ye üyelik başvurusu yapmış ve seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti’yi destekleyeceğini açıkça ifade etmişti. Hatta ağabeyine yönelik protesto yürüyüşleri ve açlık grevleri düzenleyerek kamuoyunun gündemine gelmişti.
Siyasette en derin izler bazen rakiplerden değil, en yakın çevreden gelen eleştirilerle oluşur. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun siyasi yolculuğu değerlendirilirken yalnızca seçim sonuçları değil, kendi çevresinde ve ailesinde ortaya çıkan bu kırılmalar da hafızalarda yer etmeye devam ediyor.
Ve bazı izler vardır ki, yıllar geçse de butlan gölgesinden çıkamaz. Kılıçdaroğlu’nun ardından kalan tartışmalar da biraz böyledir; kapanan yaralardan çok, hafızada kılıç yarası izlerleri ile anılır.
