Namık Kemal BİÇER
Köşe Yazarı
Namık Kemal BİÇER
 

Muhalefetin Çıkmazı: Haklı Olmak Yetmiyor

SORDUM YAPAY ZEKÂYA Ana muhalefet neden bu kadar haklıyken bir türlü iktidar alternatifi olamıyor? YZ / CEVAPLIYORUM: Çünkü ana muhalefet uzun süredir itirazı siyaset zannediyor. İktidarın hatalarını göstermek, yanlışları ifşa etmek, adaletsizlikleri anlatmak… Bunların hepsi doğru. Ama hiçbiri tek başına iktidar yolu değildir. Hibrit rejimlerde seçmen, hatayı zaten görür. Asıl aradığı şey şudur: “Bu ülkeyi kim ve nasıl yönetecek?” Bu soruya net cevap üretemeyen hiçbir muhalefet, ne kadar haklı olursa olsun, güven inşa edemez. ⸻ SORUYORUM: Muhalefet neden sürekli tepki veren ama yön çizemeyen bir yerde duruyor? YZ / CEVAPLIYORUM: Çünkü gündemi kurmuyor, gündeme cevap veriyor. İktidar konuşuyor, muhalefet karşı çıkıyor. İktidar hata yapıyor, muhalefet teşhir ediyor. Ama hiçbir noktada oyunu kuran taraf olamıyor. Bu durum muhalefeti haklı ama etkisiz bir pozisyona kilitliyor. Tepki siyaseti öfke üretir; ama iktidar değişimi güvenle olur. ⸻ SORUYORUM: Muhalefet neden hapisteki ya da yargı baskısı altındaki başkanları sürekli gündemde tutuyor? CEVAPLIYORUM: Çünkü bu anlatı mevcut seçmeni konsolide eder. Adalet duygusunu diri tutar, tabanı kenetler, öfkeyi canlı tutar. Bu yönüyle yanlış değildir. Ama eksiktir. Çünkü kararsız seçmen başka bir yerde durur. Kararsız seçmen: * Kirasını nasıl ödeyeceğini düşünür * Çocuğunu hangi semtte güvenle büyüteceğini hesaplar * Mahallesini saran uyuşturucu tehdidini konuşur * Sokağın, pazarın, okulun güvenliğini dert eder Ve şu soruyu sorar: “Benim hayatım ne olacak?” Bu sorunun cevabı, ne kadar ağır olursa olsun, bir başkasının mağduriyetinde bulunmaz. Kararsız seçmen empati kurar ama oyunu geçimine göre verir. Hibrit rejimlerde mağduriyet anlatısı sadakati artırır, ama kararsızlığı çözmez. ⸻ SORUYORUM: Muhalefet bu noktada nerede hata yapıyor? CEVAPLIYORUM: Mağduriyeti merkeze koyarak, farkında olmadan şunu söylüyor: “Bizim ana hikâyemiz itiraz.” Oysa toplum, özellikle zor zamanlarda, itirazdan çok istikrar arar. “Kim haklı?”dan çok, “Kim yönetebilir?” sorusuna cevap ister. Hapisteki başkanlar bir kanıttır; adaletin neden bozulduğunu gösterir. Ama ana hikâye olursa, seçmenin gündemiyle örtüşmez. ⸻ SORUYORUM: Toplum bugün en çok neyi duymak istiyor? CEVAPLIYORUM: Toplum şunu duymak istiyor: * Enflasyonla nasıl mücadele edileceğini * Kiraların nasıl dizginleneceğini * Sokakların ve okulların nasıl güvenli hale getirileceğini * Uyuşturucu ve suçla nasıl mücadele edileceğini Yani çok net biçimde şunu: “Bu ülke normal bir hayatı yeniden nasıl kuracak?” Bu soruya cevap veremeyen hiçbir siyaset, ne kadar haklı olursa olsun, kararsızı kazanamaz. ⸻ SORUYORUM: Bu çıkmaz aşılmazsa ne olur? CEVAPLIYORUM: İktidar yıpranmaya devam eder. Toplum daha da bunalır. Ama değişim yine gecikir. ⸻ SORUYORUM: Çiftçi icra ve tefeci kıskacındayken neden hâlâ iktidarın peşinden gidiyor? CEVAPLIYORUM: Çünkü çiftçi için siyaset bir tercih değil, bir hayatta kalma refleksi. Çiftçi bugün: * Bankaya borçlu * Mazota, gübreye, ilaca yetişemiyor * Ürününü kaça satacağını bilmiyor * Bir yıl sonrasını değil, bir ay sonrasını bile göremiyor Bu koşullarda çiftçi “haklı kim?” diye sormaz. Şunu sorar: “Yarın traktörüme haciz gelir mi?” “Bu sezonu kimle çıkarırım?” İktidar, çözüm üretmese bile şunu fısıldar: “Beni tanıyorsun, risk alma.” Ama icra memuru kapıdayken gelecek zaman kipinin siyaseti çalışmaz. Bu yüzden çiftçi memnun değildir; ama alıştığı iktidarı terk edemez. ⸻ SORUYORUM: İşçi geçinemiyorken neden siyasetten bu kadar uzak duruyor? CEVAPLIYORUM: Çünkü işçi artık siyaseti, kendisine temas etmeyen bir üst dil olarak görüyor. İşçi: * Maaşıyla ayın ortasını göremiyor * Fazla mesaiyle ayakta kalıyor * Borçla yaşıyor * Ama konuşulan siyasette kendini bulamıyor Ve şunu düşünüyor: “Benim hayatımda yarın ne değişecek?” Bu soruya cevap alamayan işçi, siyaseti dışlıyor. Sessizleşiyor. Sandığa küsmeye başlıyor. ⸻ SON SORU (SEN): Yani şunu mu demek istiyorsun yapay zekâ: İşte bu nedenle iktidarlar, muhalefetin tam hazır olmasını istemez mi? YZ / SON CEVAP: Evet. Tam olarak bunu söylüyorum. Hibrit rejimlerde iktidarlar, güçlü bir muhalefetten çok dağınık bir muhalefeti tercih eder. Çünkü hazırlıksız muhalefet iktidarın en büyük sigortasıdır. İktidar bilir ki: Haklı ama hazır olmayan bir muhalefet, öfke üretir ama iktidar deviremez. Bu yüzden iktidarlar bazen muhalefeti bastırmaz, bazen sertleşmez, bazen hata yapar gibi görünür. Çünkü karşısında: yön çizemeyen, hikâye kuramayan, sadece itiraz eden bir muhalefet varken zaman iktidarın lehine çalışır. Kısacası: İktidar her zaman güçlü olduğu için değil, muhalefet tam hazır olmadığı için ayakta kalır.
Ekleme Tarihi: 07 Ocak 2026 -Çarşamba

Muhalefetin Çıkmazı: Haklı Olmak Yetmiyor

SORDUM YAPAY ZEKÂYA

Ana muhalefet neden bu kadar haklıyken bir türlü iktidar alternatifi olamıyor?

YZ / CEVAPLIYORUM:
Çünkü ana muhalefet uzun süredir itirazı siyaset zannediyor.
İktidarın hatalarını göstermek, yanlışları ifşa etmek, adaletsizlikleri anlatmak…
Bunların hepsi doğru.
Ama hiçbiri tek başına iktidar yolu değildir.

Hibrit rejimlerde seçmen, hatayı zaten görür.
Asıl aradığı şey şudur:

“Bu ülkeyi kim ve nasıl yönetecek?”

Bu soruya net cevap üretemeyen hiçbir muhalefet, ne kadar haklı olursa olsun, güven inşa edemez.

SORUYORUM:
Muhalefet neden sürekli tepki veren ama yön çizemeyen bir yerde duruyor?

YZ / CEVAPLIYORUM:
Çünkü gündemi kurmuyor, gündeme cevap veriyor.
İktidar konuşuyor, muhalefet karşı çıkıyor.
İktidar hata yapıyor, muhalefet teşhir ediyor.
Ama hiçbir noktada oyunu kuran taraf olamıyor.

Bu durum muhalefeti haklı ama etkisiz bir pozisyona kilitliyor.
Tepki siyaseti öfke üretir;
ama iktidar değişimi güvenle olur.

SORUYORUM:
Muhalefet neden hapisteki ya da yargı baskısı altındaki başkanları sürekli gündemde tutuyor?

CEVAPLIYORUM:
Çünkü bu anlatı mevcut seçmeni konsolide eder.
Adalet duygusunu diri tutar, tabanı kenetler, öfkeyi canlı tutar.
Bu yönüyle yanlış değildir.

Ama eksiktir.

Çünkü kararsız seçmen başka bir yerde durur.
Kararsız seçmen:
* Kirasını nasıl ödeyeceğini düşünür
* Çocuğunu hangi semtte güvenle büyüteceğini hesaplar
* Mahallesini saran uyuşturucu tehdidini konuşur
* Sokağın, pazarın, okulun güvenliğini dert eder

Ve şu soruyu sorar:

“Benim hayatım ne olacak?”

Bu sorunun cevabı, ne kadar ağır olursa olsun, bir başkasının mağduriyetinde bulunmaz.
Kararsız seçmen empati kurar ama oyunu geçimine göre verir.

Hibrit rejimlerde mağduriyet anlatısı sadakati artırır,
ama kararsızlığı çözmez.

SORUYORUM:
Muhalefet bu noktada nerede hata yapıyor?

CEVAPLIYORUM:
Mağduriyeti merkeze koyarak, farkında olmadan şunu söylüyor:

“Bizim ana hikâyemiz itiraz.”

Oysa toplum, özellikle zor zamanlarda, itirazdan çok istikrar arar.
“Kim haklı?”dan çok,
“Kim yönetebilir?” sorusuna cevap ister.

Hapisteki başkanlar bir kanıttır;
adaletin neden bozulduğunu gösterir.
Ama ana hikâye olursa, seçmenin gündemiyle örtüşmez.

SORUYORUM:
Toplum bugün en çok neyi duymak istiyor?

CEVAPLIYORUM:
Toplum şunu duymak istiyor:
* Enflasyonla nasıl mücadele edileceğini
* Kiraların nasıl dizginleneceğini
* Sokakların ve okulların nasıl güvenli hale getirileceğini
* Uyuşturucu ve suçla nasıl mücadele edileceğini

Yani çok net biçimde şunu:

“Bu ülke normal bir hayatı yeniden nasıl kuracak?”

Bu soruya cevap veremeyen hiçbir siyaset, ne kadar haklı olursa olsun, kararsızı kazanamaz.

SORUYORUM:
Bu çıkmaz aşılmazsa ne olur?

CEVAPLIYORUM:
İktidar yıpranmaya devam eder.
Toplum daha da bunalır.
Ama değişim yine gecikir.

SORUYORUM:
Çiftçi icra ve tefeci kıskacındayken neden hâlâ iktidarın peşinden gidiyor?

CEVAPLIYORUM:
Çünkü çiftçi için siyaset bir tercih değil, bir hayatta kalma refleksi.

Çiftçi bugün:
* Bankaya borçlu
* Mazota, gübreye, ilaca yetişemiyor
* Ürününü kaça satacağını bilmiyor
* Bir yıl sonrasını değil, bir ay sonrasını bile göremiyor

Bu koşullarda çiftçi “haklı kim?” diye sormaz.
Şunu sorar:

“Yarın traktörüme haciz gelir mi?”
“Bu sezonu kimle çıkarırım?”

İktidar, çözüm üretmese bile şunu fısıldar:
“Beni tanıyorsun, risk alma.”

Ama icra memuru kapıdayken gelecek zaman kipinin siyaseti çalışmaz.
Bu yüzden çiftçi memnun değildir;
ama alıştığı iktidarı terk edemez.

SORUYORUM:
İşçi geçinemiyorken neden siyasetten bu kadar uzak duruyor?

CEVAPLIYORUM:
Çünkü işçi artık siyaseti, kendisine temas etmeyen bir üst dil olarak görüyor.

İşçi:
* Maaşıyla ayın ortasını göremiyor
* Fazla mesaiyle ayakta kalıyor
* Borçla yaşıyor
* Ama konuşulan siyasette kendini bulamıyor

Ve şunu düşünüyor:

“Benim hayatımda yarın ne değişecek?”

Bu soruya cevap alamayan işçi, siyaseti dışlıyor.
Sessizleşiyor.
Sandığa küsmeye başlıyor.

SON SORU (SEN):
Yani şunu mu demek istiyorsun yapay zekâ:
İşte bu nedenle iktidarlar, muhalefetin tam hazır olmasını istemez mi?

YZ / SON CEVAP:
Evet.
Tam olarak bunu söylüyorum.

Hibrit rejimlerde iktidarlar, güçlü bir muhalefetten çok dağınık bir muhalefeti tercih eder.
Çünkü hazırlıksız muhalefet iktidarın en büyük sigortasıdır.

İktidar bilir ki:
Haklı ama hazır olmayan bir muhalefet,
öfke üretir ama iktidar deviremez.

Bu yüzden iktidarlar bazen muhalefeti bastırmaz,
bazen sertleşmez,
bazen hata yapar gibi görünür.

Çünkü karşısında:
yön çizemeyen, hikâye kuramayan,
sadece itiraz eden bir muhalefet varken
zaman iktidarın lehine çalışır.

Kısacası:
İktidar her zaman güçlü olduğu için değil,
muhalefet tam hazır olmadığı için ayakta kalır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.