ÇİLEM ŞENESEN
Köşe Yazarı
ÇİLEM ŞENESEN
 

Bilinçdışının Bilinçsiz Kurbanı Olma.

İnsan, kendini çoğu zaman rasyonel kararlar alan, davranışlarını bilinçli şekilde yöneten bir varlık olarak bilir. Oysa psikanalitik ve felsefi perspektif, bireyin eylemlerinin önemli bir bölümünün bilinçdışı dinamikler tarafından şekillendiğini ortaya koymuş. Freud’un ortaya koyduğu bilinçdışı kuramı, bastırılmış arzuların, korkuların ve travmaların bireyin seçimlerini görünmez biçimde etkilediğini savunur. Jung ise bu alanı yalnızca kişisel deneyimlerle sınırlamaz, kolektif bilinçdışı kavramıyla insanlığın ortak arketipsel mirasının da bireyin ruhsal yapısını şekillendirdiğini belirtir. Bu bağlamda birey, özgür irade ile hareket ettiğini düşünse bile, çoğu zaman farkında olmadığı psikodinamik süreçlerin yönlendirdiği bir varoluş sergileyebilir. Bilinçdışının bilinçsiz kurbanı olmak, bireyin kendi tekrar eden ilişki kalıplarını, korkularını ya da kaçış mekanizmalarını anlamlandıramadan yaşamasıyla kendini gösteriyor fakat kişi bunun farkında bile olmuyo. Varoluşçu felsefenin temel kavramlarından biri olan “kendini gerçekleştirme” süreci, bireyin yalnızca dış dünyayı değil, içsel gölgelerini de tanımasını gerektirir. Jung’un “gölge” arketipi, insanın kabul etmekte zorlandığı yönlerini temsil eder ve bu yönlerle yüzleşilmediğinde bireyin yaşamında tekrar eden çatışmalar yaratabilir. Gerçek özgürlük ise yalnızca seçim yapabilmek değil, seçimlerin ardındaki bilinçdışı motivasyonları fark edebilmektir. Çünkü insan, ancak kendi iç karanlığını tanımaya cesaret ettiğinde, kader sandığı döngüleri dönüştürme gücünü eline alabilir. Kimler bu cesareti gösterebilir?...
Ekleme Tarihi: 11 Şubat 2026 -Çarşamba

Bilinçdışının Bilinçsiz Kurbanı Olma.

İnsan, kendini çoğu zaman rasyonel kararlar alan, davranışlarını bilinçli şekilde yöneten bir varlık olarak bilir. Oysa psikanalitik ve felsefi perspektif, bireyin eylemlerinin önemli bir bölümünün bilinçdışı dinamikler tarafından şekillendiğini ortaya koymuş. Freud’un ortaya koyduğu bilinçdışı kuramı, bastırılmış arzuların, korkuların ve travmaların bireyin seçimlerini görünmez biçimde etkilediğini savunur. Jung ise bu alanı yalnızca kişisel deneyimlerle sınırlamaz, kolektif bilinçdışı kavramıyla insanlığın ortak arketipsel mirasının da bireyin ruhsal yapısını şekillendirdiğini belirtir. Bu bağlamda birey, özgür irade ile hareket ettiğini düşünse bile, çoğu zaman farkında olmadığı psikodinamik süreçlerin yönlendirdiği bir varoluş sergileyebilir.
Bilinçdışının bilinçsiz kurbanı olmak, bireyin kendi tekrar eden ilişki kalıplarını, korkularını ya da kaçış mekanizmalarını anlamlandıramadan yaşamasıyla kendini gösteriyor fakat kişi bunun farkında bile olmuyo. Varoluşçu felsefenin temel kavramlarından biri olan “kendini gerçekleştirme” süreci, bireyin yalnızca dış dünyayı değil, içsel gölgelerini de tanımasını gerektirir. Jung’un “gölge” arketipi, insanın kabul etmekte zorlandığı yönlerini temsil eder ve bu yönlerle yüzleşilmediğinde bireyin yaşamında tekrar eden çatışmalar yaratabilir. Gerçek özgürlük ise yalnızca seçim yapabilmek değil, seçimlerin ardındaki bilinçdışı motivasyonları fark edebilmektir. Çünkü insan, ancak kendi iç karanlığını tanımaya cesaret ettiğinde, kader sandığı döngüleri dönüştürme gücünü eline alabilir. Kimler bu cesareti gösterebilir?...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.