DR.SECATTİN MARAŞLIOĞLU
Köşe Yazarı
DR.SECATTİN MARAŞLIOĞLU
 

SANAYİ ODALARININ EKONOMİYE KATKILARI ÖNEMLİDİR

Sermaye kaynaklı odalar belli bir sektörde faaliyet gösteren kesimlerin çıkarlarını gözetmek üzere kurulmuş mesleki örgütler olup, kuruluş yöntemleri itibariyle ülkeler arasında çeşitlilik gösterirler. Örneğin Fransa’da odalar bir kararname ile bir idari birimin ticari ve sınai alanlardaki çıkarlarını temsil etmek üzere kurulmuşlardır. Bu tür odalara bazı ülkelerde ticaret ve sanayi erbabı yanında esnaflar da dahil edilmiştir. Odalar İngiltere’deki gibi resmi mahiyeti veya unvanı olmayan serbest kuruluşlar şeklinde de kurulabilirler. Bunlardan farklı olarak sadece ticaret ve sanayi erbabı cemiyetlerinin üye olabildiği oda türlerine de rastlanmıştır. Kuruluş türlerine göre kayıt zorunluluğunun olup olmaması odalar için önemli bir belirleyicidir.   Dünyanın ilk ticaret odası 1650 yılında Marsilya’da açılmış, bunu 1700 yılında Fransa’da açılan odalar ile diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan odalar izlemiştir. Osmanlı Devleti’nde ilk görülen odalar da yine yabancılara aittir. Osmanlı’da görülen ilk yabancı ticaret odası 1870 yılında açılan Avusturya-Macaristan Ticaret Odası’dır. Osmanlı Devleti’nde yerli ticaret odaları açılmaya başlamadan önce odaların işlevlerine benzer işlevler çeşitli meclisler, komisyonlar, cemiyetler aracılığıyla yerine getirilmeye çalışılmıştır. Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı tüccarların bu tür örgütlenmelerde yer almalarının önünü açmıştır. II. Abdülhamit döneminde Türkiye’de odaların kurulmasına büyük katkısı olan Said Paşa’nın hükümet kurduğu sıralarda sanayi, ticaret ve bayındırlık işlerine ait konularda raporlar hazırlanmış, başta Fransa olmak üzere Batılı devletlerin ilgili kurumlarının kanunları ve mahiyetinin Türkçeye çevrilmesi sağlanmıştır. Nihayet 1880 yılında ticaretin geliştirilmesine hizmet etmek üzere İstanbul’da bir ticaret odası kurulmasına dair hazırlanan tasarısı kabul edilerek, kurulması için Ticaret Nezareti’ne yetki verilmiştir. Bu odanın görevi ticaretin geliştirilmesi ve ülkenin zenginliğine ve bayındırlığına yararlı tedbirleri görüşmektir. Benzer yapıda örgütler Avrupa ülkelerinde de kurulmuş ve faydaları gözlemlenmiş olduğundan Devleti Aliye’de de kurulması gerekli görülmüştür. Bu kuruluşun Fransızca kullanılan adının Türkçesi ticaret odası olarak belirlenmiştir.   19 Ocak 1880’de kurulan Dersaadet Ticaret Odası’nın kuruluş sürecinin tamamlanıp kurumun fiilen göreve başlaması yakın bir sürede olmuştur. 14 Ocak 1882′ de çalışmaların tamamlanmasıyla Osmanlı Devleti’ndeki ilk yerli ticaret odası fiili olarak da tarih sahnesine çıkmıştır. Dersaadet Ticaret Odası’nın kurulmasından kısa bir süre sonra 7 Temmuz 1880’de Dersaadet Sanayi Odası kurulmuştur. Ancak Dersaadet Ticaret Odasının ardından kurulan sanayi odası da ziraat odası da 1889 yılındaki düzenlemeye kadar fiilen faaliyete geçememiş, 1889 yılında oda, “Ticaret, Ziraat ve Sanayi Odası” şeklini almıştır. Dersaadet Ticaret Odasını İzmir, Antalya, Mersin, İnebolu gibi yerlerde kurulan odalar izlemiştir. Bu ilk odalar hükümet ile tüccar arasında aracı işlevi gören, hükümet nezdinde tüccarı temsil etme yetkisine sahip kamu kuruluşu olarak nitelendirilmektedir. İstanbul’dan sonra vilayet ve kazalarda da odaların kurulmaya başlamasıyla II. Meşrutiyetin ilanına kadar sayıları artmış, ama etkinlikleri sınırlı kalmıştır. Meşrutiyetle birlikte ekonomik hayata da yansıyan özgürlük fikri ve gittikçe daha çok benimsenen milli iktisat anlayışı Dersaadet Odalarını da etkilemeye başlanmıştır. Meşrutiyet yönetiminin 1910’da kabul ettiği Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu; bir taraftan özel girişimi güçlendirme, bir taraftan ekonomiyi millileştirme çabalarının bir ürünü olarak yorumlanmaktadır. 1910 yılındaki Ticaret ve Sanayi Odaları Nizamnamesi ile tüccar ve sanayicinin aynı kuruluş içinde yer almaları öngörülürken, ticaret ve sanayi odaları meslek mensuplarının hükümete karşı temsilcisi olarak aynı zamanda hükümetin mesleki konularda bir organı olarak kabul edilmiştir.   Ticaret ve Sanayi Odası unvanı altında kurulan odalarda çeşitli meslek grubu, yüzlerce meslek çeşidi ve binlerce üyesiyle önemli kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Faaliyetleri ile bulundukları şehirlerin ekonomisine yön vermeye çalışmaktadırlar. Çeşitli sektörlerde üretim yapan firma bu sanayi odalarında üye olarak bulunmaktadır. Her bir firmanın sektör bazında sorunları bulunmaktadır. Ticaret ve Sanayi Odası olarak uç noktalara kadar sorunlarla baş etmeye çalışmaktadır. Nasıl ki genel ekonomide kümelenme olmadan istenilen başarı yakalanamıyorsa, bu odalarda da üretim yapan kuruluşlarla, ticaret ve hizmet işletmelerini ayırmadan istenilen sonuç elde edilemez. Nitekim beklenen verimlilik sağlanamamaktır. Ticaretle iştigal eden üye sayısının çok olması nedeniyle oda yönetimlerinde yapılacak seçimlerde üretici firmaların pek fazla etkinliği de olmamaktadır. Her şehirde Sanayi Sicil Belgesi sahibi işletme sayısı azımsanamayacak miktardadır. Bunlar bir şekilde üretim yapan işletmeler. Bir araya gelerek etkin ve üretken olmaları daha kolay olacaktır. Üretim yapan işletmeler ile ticaret yapan işletmelerin sorunları ve ihtiyaçları birbirinden farklı olduğundan Ticaret Odası ile Sanayi Odasının ayrı ayrı olarak kurulması ve faaliyet göstermesi daha faydalı olacaktır. Sanayi odası kurulan illerde sanayiciler, sanayi odasına kaydolmakla ticaret odasına kaydolma yükümlülüğünü de yerine getirmiş olurlar. Sanayi işletmesi sahiplerinin, sınaî nitelikli işlerinin gereği olarak meşgul oldukları ticaret işleri bunların sanayici vasfını ortadan kaldırmaz; bunlar isterlerse ticaret odasına da kaydolabilirler. Ticaret odasına kayıtlı iken sonradan sanayicilik vasfını kazanan üyelerin tacirlik sıfatı devam ediyorsa, kaydı silinmeden; etmiyorsa, kaydı re’sen silinerek, sanayi odasına üye kaydı yapılmak üzere durum değişikliğine ilişkin bildirim ticaret odasınca en ilgili sanayi odasına bildirilebilir. Kentte endüstriyel üretimde katma değeri yüksek olan yazılım, havacılık-uzay sanayi, otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerinin payının arttırılması, bu konuda yatırımcıları teşvik konusunda tanıtımların sürdürülmesi, uzun vadede elektronik ticaret uygulamasının üyeler arasında yaygınlaştırılması sanayi odasının kurulmasıyla birlikte yaşama geçirilme şansı daha yüksek olacaktır. Sanayi üretimi genelde düşüş eğiliminde. Teknolojiyi ürünlerine ve üretim süreçlerine hızla adapte olan firmalar ve ülkeler, küresel rekabette öne çıkıyorlar. Türk Sanayi Sektörü döviz tüketen bir konumdadır. Teknolojiyi kendi kaynaklarımızla geliştirebilmek, dışarıya bağımlı olmamak bu sorunu ortadan kaldıracaktır.
Ekleme Tarihi: 15 Aralık 2025 -Pazartesi

SANAYİ ODALARININ EKONOMİYE KATKILARI ÖNEMLİDİR

Sermaye kaynaklı odalar belli bir sektörde faaliyet gösteren kesimlerin çıkarlarını
gözetmek üzere kurulmuş mesleki örgütler olup, kuruluş yöntemleri itibariyle ülkeler
arasında çeşitlilik gösterirler. Örneğin Fransa’da odalar bir kararname ile bir idari birimin
ticari ve sınai alanlardaki çıkarlarını temsil etmek üzere kurulmuşlardır. Bu tür odalara
bazı ülkelerde ticaret ve sanayi erbabı yanında esnaflar da dahil edilmiştir. Odalar
İngiltere’deki gibi resmi mahiyeti veya unvanı olmayan serbest kuruluşlar şeklinde de
kurulabilirler. Bunlardan farklı olarak sadece ticaret ve sanayi erbabı cemiyetlerinin üye
olabildiği oda türlerine de rastlanmıştır. Kuruluş türlerine göre kayıt zorunluluğunun olup
olmaması odalar için önemli bir belirleyicidir.  
Dünyanın ilk ticaret odası 1650 yılında Marsilya’da açılmış, bunu 1700 yılında Fransa’da
açılan odalar ile diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan
odalar izlemiştir. Osmanlı Devleti’nde ilk görülen odalar da yine yabancılara aittir.
Osmanlı’da görülen ilk yabancı ticaret odası 1870 yılında açılan Avusturya-Macaristan
Ticaret Odası’dır.
Osmanlı Devleti’nde yerli ticaret odaları açılmaya başlamadan önce odaların işlevlerine
benzer işlevler çeşitli meclisler, komisyonlar, cemiyetler aracılığıyla yerine getirilmeye
çalışılmıştır. Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı tüccarların bu tür örgütlenmelerde
yer almalarının önünü açmıştır.
II. Abdülhamit döneminde Türkiye’de odaların kurulmasına büyük katkısı olan Said
Paşa’nın hükümet kurduğu sıralarda sanayi, ticaret ve bayındırlık işlerine ait konularda
raporlar hazırlanmış, başta Fransa olmak üzere Batılı devletlerin ilgili kurumlarının
kanunları ve mahiyetinin Türkçeye çevrilmesi sağlanmıştır. Nihayet 1880 yılında
ticaretin geliştirilmesine hizmet etmek üzere İstanbul’da bir ticaret odası kurulmasına
dair hazırlanan tasarısı kabul edilerek, kurulması için Ticaret Nezareti’ne yetki
verilmiştir. Bu odanın görevi ticaretin geliştirilmesi ve ülkenin zenginliğine ve
bayındırlığına yararlı tedbirleri görüşmektir. Benzer yapıda örgütler Avrupa ülkelerinde
de kurulmuş ve faydaları gözlemlenmiş olduğundan Devleti Aliye’de de kurulması
gerekli görülmüştür. Bu kuruluşun Fransızca kullanılan adının Türkçesi ticaret odası
olarak belirlenmiştir.  
19 Ocak 1880’de kurulan Dersaadet Ticaret Odası’nın kuruluş sürecinin tamamlanıp
kurumun fiilen göreve başlaması yakın bir sürede olmuştur. 14 Ocak 1882′ de
çalışmaların tamamlanmasıyla Osmanlı Devleti’ndeki ilk yerli ticaret odası fiili olarak da
tarih sahnesine çıkmıştır. Dersaadet Ticaret Odası’nın kurulmasından kısa bir süre
sonra 7 Temmuz 1880’de Dersaadet Sanayi Odası kurulmuştur. Ancak Dersaadet
Ticaret Odasının ardından kurulan sanayi odası da ziraat odası da 1889 yılındaki
düzenlemeye kadar fiilen faaliyete geçememiş, 1889 yılında oda, “Ticaret, Ziraat ve
Sanayi Odası” şeklini almıştır.

Dersaadet Ticaret Odasını İzmir, Antalya, Mersin, İnebolu gibi yerlerde kurulan odalar
izlemiştir. Bu ilk odalar hükümet ile tüccar arasında aracı işlevi gören, hükümet
nezdinde tüccarı temsil etme yetkisine sahip kamu kuruluşu olarak nitelendirilmektedir.
İstanbul’dan sonra vilayet ve kazalarda da odaların kurulmaya başlamasıyla II.
Meşrutiyetin ilanına kadar sayıları artmış, ama etkinlikleri sınırlı kalmıştır. Meşrutiyetle
birlikte ekonomik hayata da yansıyan özgürlük fikri ve gittikçe daha çok benimsenen
milli iktisat anlayışı Dersaadet Odalarını da etkilemeye başlanmıştır. Meşrutiyet
yönetiminin 1910’da kabul ettiği Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu; bir taraftan özel
girişimi güçlendirme, bir taraftan ekonomiyi millileştirme çabalarının bir ürünü olarak
yorumlanmaktadır. 1910 yılındaki Ticaret ve Sanayi Odaları Nizamnamesi ile tüccar ve
sanayicinin aynı kuruluş içinde yer almaları öngörülürken, ticaret ve sanayi odaları
meslek mensuplarının hükümete karşı temsilcisi olarak aynı zamanda hükümetin
mesleki konularda bir organı olarak kabul edilmiştir.  
Ticaret ve Sanayi Odası unvanı altında kurulan odalarda çeşitli meslek grubu, yüzlerce
meslek çeşidi ve binlerce üyesiyle önemli kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarıdır. Faaliyetleri ile bulundukları şehirlerin ekonomisine yön vermeye
çalışmaktadırlar. Çeşitli sektörlerde üretim yapan firma bu sanayi odalarında üye olarak
bulunmaktadır. Her bir firmanın sektör bazında sorunları bulunmaktadır. Ticaret ve
Sanayi Odası olarak uç noktalara kadar sorunlarla baş etmeye çalışmaktadır. Nasıl ki
genel ekonomide kümelenme olmadan istenilen başarı yakalanamıyorsa, bu odalarda
da üretim yapan kuruluşlarla, ticaret ve hizmet işletmelerini ayırmadan istenilen sonuç
elde edilemez. Nitekim beklenen verimlilik sağlanamamaktır. Ticaretle iştigal eden üye
sayısının çok olması nedeniyle oda yönetimlerinde yapılacak seçimlerde üretici
firmaların pek fazla etkinliği de olmamaktadır.
Her şehirde Sanayi Sicil Belgesi sahibi işletme sayısı azımsanamayacak miktardadır.
Bunlar bir şekilde üretim yapan işletmeler. Bir araya gelerek etkin ve üretken olmaları
daha kolay olacaktır. Üretim yapan işletmeler ile ticaret yapan işletmelerin sorunları ve
ihtiyaçları birbirinden farklı olduğundan Ticaret Odası ile Sanayi Odasının ayrı ayrı
olarak kurulması ve faaliyet göstermesi daha faydalı olacaktır. Sanayi odası kurulan
illerde sanayiciler, sanayi odasına kaydolmakla ticaret odasına kaydolma
yükümlülüğünü de yerine getirmiş olurlar. Sanayi işletmesi sahiplerinin, sınaî nitelikli
işlerinin gereği olarak meşgul oldukları ticaret işleri bunların sanayici vasfını ortadan
kaldırmaz; bunlar isterlerse ticaret odasına da kaydolabilirler.
Ticaret odasına kayıtlı iken sonradan sanayicilik vasfını kazanan üyelerin tacirlik sıfatı
devam ediyorsa, kaydı silinmeden; etmiyorsa, kaydı re’sen silinerek, sanayi odasına
üye kaydı yapılmak üzere durum değişikliğine ilişkin bildirim ticaret odasınca en ilgili
sanayi odasına bildirilebilir.
Kentte endüstriyel üretimde katma değeri yüksek olan yazılım, havacılık-uzay sanayi,
otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerinin payının arttırılması, bu konuda yatırımcıları
teşvik konusunda tanıtımların sürdürülmesi, uzun vadede elektronik ticaret
uygulamasının üyeler arasında yaygınlaştırılması sanayi odasının kurulmasıyla birlikte
yaşama geçirilme şansı daha yüksek olacaktır.
Sanayi üretimi genelde düşüş eğiliminde. Teknolojiyi ürünlerine ve üretim süreçlerine
hızla adapte olan firmalar ve ülkeler, küresel rekabette öne çıkıyorlar. Türk Sanayi
Sektörü döviz tüketen bir konumdadır. Teknolojiyi kendi kaynaklarımızla geliştirebilmek,
dışarıya bağımlı olmamak bu sorunu ortadan kaldıracaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.